HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

'Kalbim, serseriliğim benim'

Nihayet buradayım...
Her yıl "Bizans"tan bunaldığımda, dost sıcaklığına sığındığım kır evine bu yıl ancak Haziran'da gelebildim.
Herkes denize gitmiş.
Mutfaktan bile çıt çıkmıyor.
Yalnızca rüzgârın sesi işitiliyor. Duvardan atladığı gibi bir koşuda bahçeyi talan eden yaramaz çocuklara benziyor kuzey rüzgârı.
Yastıklar, minderler dağılmış, şezlong devrilmiş.
Salonda dolanıyorum. Şöminenin yanından geçip uzun beyaz masadaki cam kavanozlara göz atıyorum.
Kurabiyeler, küçük poğaçalar, muffin'ler!
Masanın hemen yanında ahşap raflı dolap var.
O da ne?
Rafta turuncu kapaklı bir kitap! Üzerinde kocaman harflerle Edip Cansever yazıyor. Belli ki, evin misafirlerinden biri bırakıp gitmiş...
Ben ki, gençliğimin şairi Edip Cansever'in dünyasına yeniden dönmüş, geçen Şubat'tan beri onun şiirleriyle yatıp kalkar olmuşum!
Bu bana yapılır mı?
***

Edip Cansever'in öyle dizeleri vardır ki, şiirin bütününden bağımsız olarak insanı alır götürür.
Bir bakarsınız, Cansever şiirinin içindeki tek bir dize ya da tek bir imge, hiç çaktırmadan kocaman bir dünya getirip bırakır önünüze...
Daha ayakta kitabı karıştırırken ben, al işte Haşmet, diyorum kendime, al sana bir dize..
"Beni bir sardunya büyüttü belki de."
Gel de şaire eşlik etme, "beni de öyle" deme!
Hem aklıma geldi de...
Kadınlar tanıdım, inanıyorum ki, onları da bir ıtır büyütmüştür.
Bazı anneler tanıdım, fesleğen soyundandılar!
Adamlar biliyorum; aslan ağzıdır annesi babası!
Neyse...
Kaptığım gibi kitabı bahçeye çıkıyorum. Toprağa oturup başlıyorum okumaya.
***

Ah Edip Cansever Ah!
Yukarılardan bir yerden bakıp halime gülüyor mudur ruhun!
Şu dizelere bakın!
"İkimiz, ikimiz, ikimiz
Böyle birkaç defa ikimiz
Sonra ki bir fotoğrafa dönüşüyor her şey
Nasılsa,
Sarı emmiş, mordan çekinmiş, kahverengi bir fotoğrafa."
Farkındayım, şimdiki fotoğraflar dijital...
Sararıp solmuyorlar.
Ve artık her şeyin çarçabuk bir fotoğrafa dönüştüğünün fena halde bilincindeyiz.
O yüzden duygulara da poz verdiriyoruz!
Günümüzün en gözde ilişkileri "fotoğrafta güzel çıkan" ilişkiler!
Hem herkesin bilgisayar dosyalarında ne çok unutulmuş, hatta bir "tık"ta silinivermiş iki kişilik fotoğraf var, değil mi?
***

Bilir misiniz, Edip Cansever'in durup dururken insanı hem düşündürüp hem de neşelendiren dizeleri vardır.
İşte onlardan biri...
"Pek tuhaf! Ben de sahandaki yumurtayı kıskanırım."
Bu dizeyi kitapta bulunca kocaman bir gülümseme yayılıyor yüzüme.
Çünkü böylesini ancak usta şairler görür ve sere serpe bir dürüstlükle yazıverir.
Yoksa sahandaki yumurtanın alımlı görüntüsü ve ona bir lokma ekmekle saldırıştaki iştah hangimizi etkilemez!
Ah bir de şu dize!
Ne kadar yalın, kısa, öz...
Ve nasıl da sarsıyor beni!
"Kalbim, serseriliğim benim!"
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN