HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Bu anlayışla ne futbol ne de toplumsal ahlak ayakta kalır!

Tamam, futbol artık endüstriyel spor.. Hatta sporu fazla... Dahası, bizim futbolumuzda işin endüstriyel tarafı da hâlâ bozuk, hâlâ saldım çayıra mevlam kayıra!
Bunları biliyoruz.
Peki, bu bozuk düzen düzelir mi?
Bir gün ekonomik rasyonalite ve disiplin futbolumuza hâkim olur mu?
Açgözlü kötü yöneticilerin bütün suçu teknik direktörlere atıp ellerini yıkayarak seçim kazandıkları düzen bir gün yerle bir olur mu?
Olur elbet!
Ama dün Hürriyet'i okuyunca...
Hürriyet'in en ağır toplarının feci bir transfer pazarlığını ve müthiş tatsız konuşmaları sırf olay Doğan Yayın Holding CEO'su Yalçındağ'ın evinde geçiyor diye ballandırarak anlattıklarını görünce..
Futbolumuzun düzeleceğine dair bütün umutlarım yok oldu!
Onu da bırakın...
Bu kafayla bu ülkede toplumsal ahlakı ve gençlerin geleceğe dair inancını ayakta tutmak imkânsız..
***

Efendim, Doğan CEO'su Mehmet Ali Yalçındağ evinde yemek vermiş...
Yemeğe Beşiktaş Başkanı, Galatasaray Başkanı ve Fenerbahçe Başkanı da katılmış.
Ve daha yemek yeni başlamışken, Aziz Yıldırım Polat'a demiş ki, "Başkan bak yemeğe başlamadan söyleyeyim, Arda'yı bize verin, size 15 milyon euro peşin ödeyeyim."
Polat da "Arda Galatasaraylı, gelmez" deyince, Yıldırım "Bana Arda'yla yarım saat görüşme için izin verin, gelmezse tamam" demiş.
Hürriyet yazarlarına göre bu konuşmalar "aman da nasıl seviyeli"ymiş..
Neden, sırf Yalçındağ'ın evinde ve dostça bir yemek olduğu için mi?
***

Konuşmaya bakın...
Polat diyor ki, "bu işin parayla pulla ilgisi yok, Galatasaraylılık ruhuyla ilgili."
Yıldırım cevap veriyor; "Biz çok duyduk bu lafları!.."
Arkasını da pek manidar getiriyor Yıldırım, hani GS'nin mali problemlerine de, yönetimsel problemlerine de gönderme yapmaktan çekinmeden; "madem en kıymetli oyuncunuz, gelin kıymetini verelim."
Baktım, Mehmet Y.Yılmaz ve Eyüp Can'ın yazılarına...
İkisinde de Aziz Yıldırım'ın bu atılgan tavrının arkasında son kongrede üç yıl şampiyonluk sözü vermesinin yattığına dair en ufak ima yok!
Hele BJK Başkanı Yıldırım Demirören o yemekte ne yapmış, Mehmet Topuz olayıyla ilgili bir şey söylemiş mi, yoksa bütün olup biteni gecenin sofrasındaki lezzetli yemekler gibi sindirmeyi mi tercih etmiş?
İki satır bilgi yok bu konuda!
Peki ne var?
Tebessümlerin arkasına sığınan hoyratlık.
Ne var?
Parasal gücün yıkıcılığı.
Ne var?
Espri kılıfında laf geçirmece.
***

Her zaman sakin bakış açısı ve üslubuna saygı duyduğum Eyüp Can bile şöyle tanımlıyor olup biteni.
"Gece boyunca futbolda 'duygusal bağlılık' ile 'her şeyin bir fiyatı vardır' arasında gidip gelen inanılmaz düzeyli ve keyifli bir tartışma yaşandı."
Vallahi ben geceyle ilgili dün gazetenize yazdıklarınızdan böyle bir izlenim edinemedim.
Sabahtan beri sağımda solumdaki Fenerlilere, Cimbomlulara okutuyorum...
Onlar da böyle bir "seviye ve keyif" izlenimine sahip değiller. Hatta suratları asılıyor, keyifleri kaçıyor.
Yok artık, diyorlar. Bu ne, bu paralar, bu tartışmalar beyefendilerin içki mezesi mi, diye bozuk çalıyorlar.
Belki çok "demode kalmış" tepkiler gelebilir size ama..
Sevgili Can, Sevgili Yılmaz, yine de haberiniz olsun!
BİZE ULAŞIN