HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Bursa'da bir an!

Banyo fayanslarına bakıp "Ah, ne etkileyici bir mimari şaheser!" diyorduk.
Düşünebiliyor musunuz?
Yaklaşık 30 yıldır dış cephesini kaplayan ve renkleri bile birbirini tutmayan fayanslarına katlanıyorduk.
Hatta çoğumuzun bu ayıptan, bu aldatmadan haberi bile yoktu!
Bursa Yeşil Türbe'den söz ediyorum.
Yıldırım Beyazıt'ın oğlu Çelebi Sultan Mehmet tarafından yaptırılan o güzel binadan...
Osmanlı mimarisinde dış duvarları tümüyle çini kaplı tek yapıydı.
Zamanla çiniler kırılıp düşünce...
Halka sazan muamelesi yapmaya alışkın bürokrasi banyo fayansları döşeterek durumu idare etmişti.

***

Ben beş altı yaşlarındayken Setbaşı'ndan Yeşil Türbe'ye uzanan cadde üzerinde oturmuş, sonra ilkokul çağımda İstanbul'a taşınmıştık.
O yüzden Yeşil Türbe'nin zihnimin derinlerindeki yeri ayrıdır.
Belki de ölüm duygusuyla içli dışlılığım oradandır! Bazen rüyalarıma girer o çinilerin rengi!
Neyse... İki gün önce İzmir'den dönerken..
Ve yine Bursa'nın dışından geçen otoyoldan geçecekken...
Sanki çocukluğum çağırıverdi beni!
Ama daha önemlisi...
Yeşil Türbe'nin 2006'da başlayan restorasyonu geçen hafta tamamlanmış, ziyarete açılmıştı. Nihayet aslına en yakın çinilerle kaplanmıştı binanın dış cephesi. Mihrap ve kitabeler elden geçirilmişti.
Dedim ki... "Türbe'nin yeni halini görmeliyim."
Bursa'ya girip üzerinde "Yeşil Türbe" yazılı sütlü kahverengi yol tabelalarını izleyerek Yıldırım semtine doğru ilerledim.

***

Tuhaf tabii!
Eski Bursa havasını ve Osmanlı ruhunun izlerini hâlâ koruyan bir semte viyadüklerden, tünellerden geçerek ulaşmak tuhaf!
Yine de tam orada her şey değişiveriyor.
Asırlık çınarlar, daracık yokuşlar, bazısı hâlâ harap halde ahşap evler...
Birkaç turistik eşya mağazası...
Bakır ve porselen eskilerini kaldırımlara yaymış eskiciler...
İsteyenin tepeden ovayı seyredeceği, isteyenin Yeşil Cami ve Türbe'nin avlusuna bakmayı tercih edeceği kahve ve nargile salonları...
Banklara oturmuş sohbet eden yaşlılar, üzerlerinden okul üniformalarını çıkarmadan çay, kahve içmeye gelmiş gençler..
Birkaç adım ötede Türk, İslam Eserleri Müzesi...
Zamana asla yenik düşmeyen o asude atmosferi anlatmak güç. Gelip görmek gerek!

***

Hasan Ali Yücel mi demişti? "Ne zaman Bursa'da Yeşil'e gitsem, dışında bir tepe, içinde bir bahar bulurum" diye...
Öyleydi yine..
Türbenin içine girdim.
Benzeri birçok mekândan farklı olarak, ölüm orada bahar mevsiminin ferahlığını taşıyordu.
Dışarı çıktım.
Biraz uzaklaştım ve dönüp baktım binaya...
Atalarımız sanki şehrin bu köşesine çok zarif bir biblo kondurmuştu!
Bir daha baktım...
Bütün semte nur saçıyor gibiydi.
Düşündüm de...
Gizem dediğimiz şey..
Bazen ne kadar somut biçimde karşımızda; ne kadar yalın!
Dikkatle durup bakmak gerekiyor sadece!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN