HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Pazar notları

"Onu hiç tanımamışım, sandığımdan çok farklı biriymiş gerçekte" dedi üzüntüyle!.. Bunu çok dert etmemesini söyledim. Çünkü insan bir başkasını ancak "uzaktan" tanır. Yakından, sever!

***
O kadar seviyor, okşuyordu ki onu... Sevilmediğini fark etmiyordu!

***
Hızla gitti aşkın üzerine!.. Kucaklamak, sarılmak ve bir daha hiç bırakmamak istiyordu! Duramadı... Çarpışma sert oldu. Yere serildi.

***
Hafif tatlı kaçık bir kadındı... Çevresindeki gençlere hemen şu soruyu yöneltirdi: Köpek mi seversin, kedi mi?.. Köpek severim, diyenlere, "kötü... mutsuz olacaksın, kimse seni istediğin kadar çok ve şefkatle sevemez; bari hemen evlen de sağlama bağla" derdi! Kedi severim, cevabını verenlere ise... "İyi" derdi ve kocaman bir kahkaha atarak devam ederdi: "Ne desem boş. Sen zaten ne yapar eder, âşık olur, belanı bulursun!"

***
Uyku dışındaki saatlerini işle güçle dolduranların bile canı sıkılıyor. Sürekli koşuşturanlar herkesten çok can sıkıntısından söz ediyor. O halde bu patırtı niye? Yine de bu tabloda şaşıracak bir şey yok! Çünkü can sıkıntısı artık unutmak gibi bir şey! Hayatta ne yapacağını; neden "buralar"da olduğunu unutmak ve bir türlü hatırlayamamak gibi...

***
İzmit depreminden birkaç yıl sonraydı... Bir üniversite panelinde davetli konuşmacılardandım... Ön sıralardaki genç hocalardan biri (sanırım biraz da arka sıralardaki öğrencilerden alkış alma hevesiyle) müstehzi bir ifadeyle şöyle sordu: "Neden hep aşk meşk konularında yazıyorsunuz? Bunlar kaç kişiyi ilgilendiriyor? İnsanların, memleketin, dünyanın çok daha hayati meseleleri var!" Sessiz bir bekleyiş sardı bütün salonu. Haklısınız, dedim, çok daha hayati meseleler de var. Ama aşkların, ilişkilerin, dostlukların, sevdiklerimizin biz insanlar için hayati önemde olmadığını kim söyleyebilir? Mesela 17 Ağustos sabaha karşı 3 sularına geri dönelim... O dehşet içinde, o korkunç yıkım başladığında tek bir kişi bile politikayı düşünmüş müdür? Tek bir kişi olsun duvarlar üzerine üzerine gelirken kendi kredi kartı borçlarını veya ülkedeki ekonomiyi aklına getirmiş midir? Çevresel sorunlar, toplumsal sorunlar o an kaç kişiyi ilgilendirmiştir acaba? Ama hepimiz biliyoruz: Tam o anda, saat 03.02'de ne çok insan, o dehşet içinde bile, hatta özellikle ve belki sadece aşkı aklına düştü. Ne çok insan o anda sevgilisinin ne halde olduğunu, sevdiklerini, dostlarını, karısını, kocasını, çocuğunu, annesini, babasını düşündü...

***
Galatasaray'daki bir fast food dükkânının duvarına aceleyle karalanmış yazılardan biri dikkatimi çekti: "Bu patatesleri en az aşkitom Resul'u ve arkadaşım Demet'i sevdiğim kadar seviyorum."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları