HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Bir günlük kaçış!.. Kuzey Ege'de!

Bulutlar kızıl çamların, meşelerin üzerinde asılı kalmış gibi...
Asfalt yol vadinin kıyısından virajlarla ilerliyor.
İki renk var sadece...
Kışın yavaş yavaş hükmünü geçirmeye başlayan koyu grisi ve sonbaharın hâlâ süren hazan rengi.
Ayağımı gazdan çekip yavaşlıyorum. Camı indiriyorum. Lastiklerin hışırtısı artıyor.
Vadiden aşağıya bakıyorum. Sisin arasından küçük orman köyünün beyaz minaresi yükseliyor.
İnce bir nakış gibi her şey...
"İyi ki"
diyorum içimden; "sabah uyanınca karar verip kendimi yollara vurmuşum!"

***

Yol beni alıp götürüyor.
Gündelik hayatın boğazına kadar dedikodu ve kibire batmış hır gürü sanki çok uzaklarda...
Memleketin, insanı bir umuda bir umutsuzluğa sürükleyen salıncağından inmiş gibiyim..
Aldatıcı tabii..
Bu gerçeklerin bizi kıstıran mengenesinden kurtulmak mümkün mü hiç?
Ama bir günlüğüne de olsa Kuzey Ege'ye "kaçmak" öyle güzel ki! Şu mevsimde bile...
***

Akşam... Edremit'e yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta Çamlıbel köyündeyim.
Buraya gelmek için Edremit körfezinin muhteşem manzarasını seyrederek Kazdağı eteklerine tırmanıyorsunuz.
Sonra görkemli servilerin gölgesindeki mezarlığın ortasından geçerek köy meydanına geliyorsunuz.
İnsana "önce ölümle barış ki, hayatla sevişebilesin!" diyen bu manzarayı çok seviyorum.
Zeytinbağı Otel'de arkadaşlarla buluşuyorum. Medyadan ve Ege'den zeytin dostlarıyla...
Yağmur başlıyor. Zeytinbağı'nın yemyeşil terası ve konuk odalarının ortasından bir patikayı andırarak geçen taşlık yağmurla yıkanıyor.
Şimdi sıra şömine başında toplanıp Dr. Hasan Bedii Şen'i dinlemeye geldi.
***

Hasan Bey yörenin önde gelen organik tarımcılarından. Bilim adamı bilgisiyle toprakla uğraşan insana özgü bilgeliği harmanlayan bir kişilik!
Ailesi beş kuşak boyunca zeytinle uğraşmış ama o tıbbı seçmiş. Sonra bir gün hekimliği bırakıp aile topraklarına dönüyor.
Ama iyi tarım, iyi ürün, düzgün ve kaliteli iş kolay mı?
"Tıptayken bu kadar okumamış, bu kadar araştırma inceleme yapmamıştım. Kaliteli zeytinyağcılık meğer ne zor şeymiş" diyor buruk bir gülümsemeyle.
Benim pek beğendiğim Zeytin İskelesi Organik Sızma zeytinyağı onun zeytinliklerinden çıkıyor. Ürettiğinin bir bölümü de Almanya'ya ihraç ediliyor.
Hasan Bey ayrıntılara girdikçe anlıyorum ki, organik tarım iğneyle kuyu kazmak gibi bir şey.
Öyle "babadan kalma" yöntemler ürettiğinizin "organik" olmasına yetmiyor.
***

Sohbetin bir yerinde "Haydi sofraya" deniliyor.
Zeytinbağı'nda yemek ayrı bir dünya...
Yıl boyunca Erhan Şeker yönetimindeki "mutfak kursları"yla ünlü burası.
Yöre sebzelerinden ve tanıdık malzemelerden yepyeni tatlar yaratılıyor.
Bu gece de sofrada ıspanak yatağında lor köftesi, yeşil zeytinli terin, pırasa sarma, havuçlu yer elması gibi yemekler var.
Ben tahin soslu patlıcan ve (bu eşleşmeye inanmayacaksınız ama!) çilek soslu turp otuna bayıldım.
Tatlı ve kahve sonrası artık uyku zamanı...
Bu güzel gün bitiyor.
Yarın zorlu gerçeklerle yüzleşip bildik koşuşturmacaya katılacağım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.