HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Dışı hafif, içi ağır bir film!..

Orta yaşlı, yakışıklı adam kürsünün yanındaki masanın üzerine şık bir sırt çantası bırakıyor.
Salonu dolduranlar onun birazdan anlatacaklarını merak içinde bekliyorlar. Adam siyah kravatını düzeltip konuşmaya başlıyor.
"Hayatınız ne kadar ağır? Şimdi hayatta sahip olduğunuz ne varsa bu sırt çantasının içine tıkmaya çalıştığınızı hayal edin... Hafif şeylerden, hani çekmeceleri dolduran küçük şeylerden başlayın. Sonra daha büyükleri gelsin. Giysileriniz, elektronik aygıtlarınız ve tabii televizyonunuz. Sırt çantası daha şimdiden bayağı ağırlaştı! E sonra, arabanız, eviniz var. Dostlarınızı, akrabalarınızı, iş arkadaşlarınızı da tıkıştırın çantaya. Eşinizi, sevgilinizi, çocuklarınızı ve diğerlerini... En ağır şeyler ilişkilerimizdir. O bitmez tükenmez tartışmalar hele! Artık bu kadar ağırlıkla yürüyemeyecek haldeyiz! Oysa yaşamak harekettir. Ne kadar yavaş ilerlersek, o kadar hızlı ölürüz."
Baştan çıkartıcı bir konuşma, değil mi?
Adam bıyıkaltı bir gülümsemeyle şunu ekliyor sözlerine: "Biz insanlar kuğu değiliz. Köpek balıklarıyız."
Alkışlar... Alkışlar...

***

Biliyor musunuz? Bizi "bu güzel havalar" değil, bu çarpıcı sözler mahvediyor!
Ortalık böyle konferansçılarla, "guru" larla kaynıyor.
Ama kimse sormuyor: Neden köpek balığıyız? Neden kuğu olmayalım? Neden hayatımız, ilişkilerimiz, sahip olduğumuz çekilmeyecek yükler haline geliyor?
Bu bizim ebedi mahkûmiyetimiz mi?
Bu düzen değişmez mi?
Anlattığım sahneye gelince...
Up in the Air filminden.
Peki filmimizin kahramanı, yani bu etkileyici konferansçının işi ne dersiniz? Neden hayatı havaalanlarında ve uçaklarda geçiyor? Bu koşuşturma ne için?
Kahramanımız işten çıkartma uzmanı.
Hani şirketlerde "işe alanlar" vardır ya, bu adam da "işten atanlar"dan...
Şirketlere tazminat yükü bindirmeden, intihar gibi sonuçlara yol açmadan, tereyağdan kıl çeker gibi "yolları ayırma"yı biliyor!
***

Sinema salonlarında kendine sessiz sedasız bir yer buldu Up in the Air. (Bizde "Aklı Havada" diye bir ad uydurmuşlar!)
Başrolünde George Clooney oynamasa, kim gider, bilmiyorum.
İlk bakışta klasik romantik komedi gibi görünüyor. Değil! Üstelik vizyondaki iddialı filmlerin hepsinden daha iyi ve dürüst bir film.
Sıkmadan ama anlattığı hiçbir şeyi de hafife almadan ilerleyen bir öykü.
Ha.. Unutmadan!
Filmde işten çıkartılanları oynayanların büyük bölümü gerçekten 2008 krizinde işlerinden çıkartılan sıradan insanlar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN