HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Pazar notları: Bazı şakalar 'eşekler' arasında kalmalı!

Bir eşek şakası ille de yapılacaksa, "eşekler" arasında kalmalı!.. Ne şakadan, ne de şakacıdan haberi olmayanlar için buna tanık olmak, içinde gram neşe olmayan bir "eğlence"ye, hatta hiç hesapta olmayan bir gerginliğe zorlanmaktır! Şakacıların buna hakkı var mı?

***

Cuma gecesi nasıl, neden açıp da Beyaz'ın programına baktım, bilmiyorum. Hah! Şebnem Ferah var diye... Sonra Acun Ilıcalı ve Hülya Avşar'ın Beyaz'a yaptıkları şakaya sıra geldi! Ortalık buz! Biz bunu neden izledik? Biz, izleyenler, hiç eğlenmedik! Merak ediyorum, Hülya Avşar, Acun ve zoraki olarak Beyaz'dan başka kaç kişi güldü buna? Beyaz'ın duygu durumlarının, karakterinin, ani gelişen olaylara karşı tepki kalitesinin sınav gözlemcileri miyiz biz?..
***

Bir de doğrudan şaka programları var televizyonlarda. Gizli kamera şakaları... Ve hâlâ tutuluyor bu programlar. Belli ki, bazı izleyicilere şakaya maruz kalan, dalga geçilen, hatta horlanan, mutlaka şaşırtılan ve gerginliğe sürüklenen insanları görmek iyi geliyordur! Şaka programı yapımcıları eleştirilere karşı "ne var ki, bizim yaptığımız mizah" diyorlar. Hayır! Bence burada bizi gıdıklayıp güldüren şey mizah değil! Hayır! Aşağılık bir ruhsal süreç işliyor tam bu noktada.
İnsan işte! Başkasının şapşallaşmasını, ezilişini izleyerek kendi şapşallığını ve gündelik hayattaki ezikliğini unutuyor.
***

Umut... Hayal... Aşk... Özlem... Dua... Acı... Sevinç... Hepsine biraz daha yakından bakın.. Hepsi sanki bir "büyük bekleyiş" in parçaları!
***

Heyecanlıyım. Sevinçliyim. Kişisel "Yeni Yıl"ımın başlangıcına az kaldı! Mart ayına yani... İlle de uzayın ve doğanın zamanını takvimlere bölüp kendilerine "eski"ler, "yeni"ler yaratanlara gülüyorum. Kışın tam ortasında "yenilenme" mi olurmuş! Bahar gelmeden yeni bir yıl başlar mı hiç!
***

Mazoşist nasıl biridir? Ya efendilikten bıkmış veya "düşmüş" bir efendidir o. (Tam bu noktada büyük antropolog ve düşünür Rene Girard'a bir selam!) Ya da hep efendi (sadist) olmak isteyen ama bundan ölesiye üşenen biri... Mazoşist eğilimler ve duygular hakkında popüler kültürün anlattıkları cilalı palavralardır. Mazoşist acıdan değil kendisine acı çektirilmesinden haz alır. Acıyı sevmez! Kendisine acı veren anı, eylemi, kişiyi veya dünyayı sever. O çektiği acıda "efendi"nin gücünü görür ve hayran olur.
***

Durmadan ve ortada açık bir dert kaynağı yokken bile her şeyden sızlanan tipler de bir tür mazoşisttir. Onlar kendilerini köle olarak görür ve efendilerini (yani hayatı) herkesten çok severler de, kimseye çaktırmak istemezler.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN