HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Pazar notları: Demirel, onu unuttuğumuzu bilmiyor!

Kaybedenler adalete inanır, kazananlar hukuka...

***

Dünya adil değil... Ama biz olabiliriz. Bunun için hukuka ihtiyacımız var.
***

Bir dava dosyası "hâkimini buluyor" fakat adalet bir türlü yerini bulmuyorsa... O ülkede yasalar vardır fakat hukuk yoktur.
***

Taksici hafifçe geriye dönüp baktı bana... Sonra "sen gazetecisin bilirsin abi, sürekli yargı tartışılıyor falan, hâkimlerden, savcılardan konuşuluyor falan, nedir işin özü?" diye sordu. Pek içimden gelmiyordu doğrusu fakat dilimin döndüğü kadar anlattım. Yüzünü buruşturdu genç taksici! "Yok" dedi; "benim dediğim başka!" Ne peki, diye ısrar edince ben, anlattı: "Bir yaralama olayımız var da! Seni anlayacak bir hâkim bulursan, içeri girmeden sıyırırsın, diyorlar! Hani bu işleri belirleyen kim, bilsek diye sormuştum." Sustum tabii! Allahtan, ineceğim yere gelmiştim.
***

Kendisini değil adını sevdiğim renkler... Tabii ki en başta kahverengi. Sonra bal köpüğü mesela. Turuncunun hem adını hem kendisini seviyorum, o başka. Ama başak sarısının adı kendinden güzel.
***

"Aşkın sorunları"ndan söz etmek aşktan hiçbir şey anlamamaktır! Aşkın değil, beraberliklerin sorunları var.
***

İki lafından birinde "çocuğumla arkadaş gibiyiz" diyen anne babalar yetmiyormuş gibi şimdi de "annem benim yaşam koçum" gibi laflar eden yeniyetmeler çıktı ortaya! Hangi yaşam koçu "anne gibi bir anne"nin yerini tutabilir! Ne bu? Yoksa anneler "anne", babalar "baba" olmanın sorumluluklarından yavaş yavaş "tüymeye" çalışıyorlar da, bunu güzel lafların ve moda davranış kalıplarının arkasına mı saklıyorlar?
***

Güzel bir bahar öğleden sonrası... Eylül güneşle oynaşıyor. Eylül bir kedi. Ondan gözümü alamıyorum. Kediler karınlarını güneşe açıp bir o yana bir bu yana dönüp durduklarında onlara nasıl gıpta ediyorum, anlatması güç. Varoluşun evrenle kucaklaşması gibi bir şey bu! Tabii "varoluş" veya "evren" kedilerin umurunda değil!
***

Demirel bize Türkiye'nin 60 yılını anlatacakmış! Biri de şunu ona anlatmalı! 40 yıl boyunca öyle ya da böyle siyasi hayatımıza hükmetmesine rağmen Demirel'i unuttuk! Neden? Çünkü Demirel hep kazanan, hep iktidarda kalan olmayı istedi ve o yüzden kaybetti! Hafızalarımızdaki yerini bile... Bazı medya patronlarından ve birtakım siyaset dinozorlarından başka "Demirel acaba buna ne der?" diye merak eden var mı? Yok.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN