HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Başkasının hayatı bir arabadan değerli değil!

Ordulu lise öğrencisi Ahmet Bayrak'ın ve ona çarpan otomobilin sürücüsünün yerinde olmak çok zor!
Onların başına gelene uğramaktan Allah hepimizi korusun!
Düşünün...
Her gün ilerde açık deniz kaptanlığı yapmanın hayallerini kuran ve denizcilik lisesinde okuyan bir delikanlısınız. Bir gece evinize giderken karanlık bir sokakta bıçaklı saldırganlarla karşılaşıyorsunuz.
Kaçıyorsunuz. Öyle ki, nereye, nasıl koştuğunuza bakacak haliniz yok!
Caddeye fırladığınız anda bir otomobilin acı freni işitiliyor. 24 metre fren izi bırakıyor lastikler yerde..
Ve çarpışma!..
Bir de öteki yüzü var tabii madalyonun.
O otomobilin sürücüsü olmak var!
Önünüze fırlayan genci görmenizle ona çarpmanız bir oluyor. Ya öldüyse?..
Kazayla bile olsa, bir canın kaybına neden olmak ne korkunç!

***

Haberi dün bizim gazetede okudum. 2009 Şubat ayında gerçekleşen kazanın sonrası şöyle gelmiş...
Ahmet Bayrak bedenindeki şiddetli kırıklarla canını kurtarmış ama geleceğini kurtaramamış. Kaptanlık hayali kararmış, okulundan ayrılmak zorunda kalmış.
Ona çarpan sürücüye gelince...
Polis kazada sadece "yayayı kusurlu bulduğu" için ceza almamış!
Fakat başka bir şey almış sürücü!..
Polisin tutanağı doğrultusunda otomobilinin zararının tazmini için sigorta şirketini görevlendirmiş. Böylece icra takibi başlatmış ve hâlâ koltuk değnekleriyle yürüyebilen gencin kapısına icra memurlarının dayanmasına neden olmuş!
***

Haberi okurken dondum, kaldım.
Ama işte mal, mülk, sahiplik, para, hak, hukuk derken geldiğimiz nokta da bu!
Bir insanın hayatından daha değerli ne var?
Benim bildiğim...
Sürücüler böyle talihsiz kazalarda, hiç kusurları olmasa bile...
Tabii ki, arabalarının hasarına bakmazlar ve "şükürler olsun ki, ölüme neden olmadım; delikanlı yaşıyor" diye sevinirler...
Yoksa "sevinirlerdi" demek mi gerek!
Mahkemeye başvurup hasarı 14 aylık faiziyle gencin yoksul ve acılı ailesine ödetmeye kalmak kimsenin aklına gelmez, bildiğim.
Yoksa "aklına gelmezdi" demek mi gerek!
Maalesef öyle galiba!
"Dünya nasıl değişti, nereye değişti?" diye soranlar, gidişatı anlamak için teknolojiye bakıyorlar. Ne yanlış!
Asıl derin ve üstelik berbat değişim mallarla ilişkilerimizde ve "içimiz"de gerçekleşiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN