HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Okutmayan okullar, öğretmeyen öğretmenler!

İki veli okul önünde çocuklarının çıkmasını bekliyor.
Biri "duydun değil mi," diyor; "eğitimde yine sıfır çekmişiz!"
Eski kuşaklar böyle laflardan sonra başlarını umutsuzca sallar, bir yandan da dişlerinin arasından "çık çık" sesi çıkarırdı!
Şimdikiler yüzlerine alaycı bir ifade yerleştiriyor. Sanki olay başka bir toplumun başına gelmiş gibi...
Öteki "hııı" diyor umursamaz biçimde; "Aman benim oğlan istediğimiz okula girsin de... Başaracak inşallah!"

***
OECD tarafından yürütülen PISA eğitim araştırmasında Türkiye yine en alt sıralarda yer aldı.
Medya fırsatı kaçırmadı tabii!
"Yine sıfır çektik" başlıkları atıldı, radyolarda, tv'lerde tartışıldı, daha da tartışılır.
Türkiye'nin ancak 2003'te PISA projesine dahil olmasına ve daha önceki yıllara dair elde bir değerlendirme olmamasına rağmen, olayı "2000'lerde eğitimde geriledik" diye verenler de oldu.
Ama merak ediyorum...
Velilerden öğretmenlere, bu haberi okuyup da gerçekten şaşıran ve üzülen; ciddi biçimde bu durumu dert eden kaç kişidir acaba?
Çok olduklarını sanmam! Çünkü eğitim hedefimiz başka!
***
Dün bu konuda bir radyo programı dinledim. Uzmanlar bile yuvarlak biçimde "eğitim sistemimiz bozuk" lafını tekrarlayıp durdular.
Neresi bozuk, yine anlayamadık!
Sanılanın aksine PISA araştırmalarının temel hedefi 15-16 yaş grubu öğrencilerin okulda matematik veya fen bilimleri alanında neleri öğrendiğinin dökümünü yapmak değil ki!
Araştırma asıl olarak öğrencilerin kendi kendilerine yeni bilgileri öğrenme becerilerini ve geleceğe hazırlanıp hazırlanmadıklarını sorgulamak için yapılıyor.
***
Oysa bizim çocuklarımızın
(tabii buna göre kurgulanan eğitim düzenimizin de) bildiği tek gelecek var. O da üniversite!
Çoğunluk hangi bölüm, hangi dal, hangi meslek; onu bile düşünmeden bir üniversiteye kapağı atabilme hedefiyle ilk ve ortaöğrenimi geçiriyor.
En son duruma, "ilk ve orta öğrenimi geçiştirmek" deyimi daha uygun tabii!
Araştırmanın ölçütlerinden biri okuduğunu anlama ve cevap geliştirme üzerine kurulu...
Eh, cevap bulmak yerine "cevap anahtarı" bulup ezberlemek üzerinde uzmanlaşmış çocuklarımızın sondan ikinci olmasında ne tuhaflık var!
Yalan mı?
Bu uzun ve dallı budaklı bir konu...
Değinilecek çok mesele var!
Ama artık "tabu"ları bir yana bırakıp en hassas noktaları bile sorgulamak zorundayız.
"Öğretmen kutsaldır" deyip duruyoruz mesela! Ama ya öğretemiyorsa?..
"Okul kutsaldır" diyoruz! Hayır! "Okutan" kutsaldır!
Şurası kesin...
Çocukları belli bir süre bir çatı altında "hapsetmeye" yarayan binalarla; şu veya bu nedenle "öğretemeyen" eğitim ordusuyla daha çook sıfır çekeriz!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.