HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Aşkın sıradanlığı...

Geçen hafta bir akşam vaktiydi. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında ve yoğun trafikte "ya yetişemezsek" endişesi içerisinde Anadoluhisarı'ndaki tiyatro binasına vardık.
Kim inanırdı ki...
Az sonra sahne ışıkları yandığında 1920'lerin Almanya'sına uzanıverecektik!
O sırada benim aklımdaki soru şuydu...
Hani hep deriz ya, her zaman taraflardan biri daha çok âşıktır.
Her aşk ilişkisinde Mecnun tektir.
Kimdir o peki? Hangisidir?
Mesela...

Sevdiği adamın ona yazdığı mektupları yıllar içinde onca ülke, kıta ve hayat değiştirmesine karşın ölünceye kadar özenle koruyup saklayan mı, yoksa sevdiği kadının ona yazdığı en damar mektupları bile okuduktan kısa süre sonra kaldırıp bir kenara atan mı?
***
Adam dediğim, Heidegger!
20. Yüzyıl'ın belki en özgün düşünürü.
"İnsan hayata değil, ölüme doğar" diyen; "varlık" ve "zaman" kavramlarını yeniden "yazan" filozof.
Ama aynı zamanda "Nazizm'in Alman halkının yaralı ruhunu tedavi edeceğine" inanacak kadar "bayağı" sularda dolaşabilmiş bir üniversite rektörü.
Kadına gelince...
Anti-semitist Prof. Heidegger'in gencecik öğrencisi, Yahudi Hannah'tır o!
Günümüz siyaset biliminin en önemli kuramcılarından ve ilk baskısı 1951'de yapılan "Totaliterliğin Kaynakları" adlı büyük yapıtın yazarı Hannah Arendt'ten söz ediyorum.
Kader onların yollarını 1925'te birleştirmişti.
Hannah heyecanlı, hayran ve sevendi!
Heidegger hafif şapşal fakat baştan çıkartıcı ve sevilendi!
Sonra acılarla dolup taşan bir dünyada yolları hızla ayrıldı.
***

"Aşkın Sıradanlığı" Devlet Tiyatroları'nın bir oyunu.
Savyon Liebrecht'in yazdığı oyun entelektüel çevrelerin kafasını her zaman kurcalamış olan Arendt ve Heidegger aşkını konu ediyor.
Bu hoş metin keşke biraz daha cesur ve yenilikçi bir bakışla sahneye konulmuş olsaydı! Keşke o döner sahne değil de, Hannah ile Heidegger ilişkisi başımızı döndürseydi!
Yine de meraklısı mutlaka izlemeli.
Oyunun adının ne anlama geldiğini soracaksınız şimdi, biliyorum.
Nazizmi olağandışı bir kötülük olarak görmek isteyenlere karşı "Kötülüğün sıradanlığı" deyimini öne sürmüştü Hannah Arendt. Nazilerin gaddarlıklarının asıl ürkütücü yanı bu insanların normalliğiydi!
Belli ki, oyun yazarı Liebrecht "Aşkın Sıradanlığı" adıyla Arendt'in bu yaklaşımına gönderme yapmak istemiş.
Halt etmiş!
Ona uzun yıllar sonra bile "Heidegger aslında iğrenç bir adamdı" dedirtmek için gözlerinin içine bakanlara "Hayır, efendim! O çok büyük bir filozoftu" cevabını vermekte ısrar etmiş Hannah Arendt'e biraz daha derinden baksaydı... Yazdığı piyese sırf sözcük oyunu yapmak uğruna bu adı koymaktan vazgeçerdi!
Aşk her zaman şaşırtıcı ve sıra dışıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN