Saç, baş, duvak dağılmış, baygınlık geçiren gelin...
Boğa gibi etrafa saldıran damat... Düğün mekanının önünde birbirine giren insanlar, uçan tekmeler, havaya sıkılan silahlar, kırılan yüksek ökçeler, bir yana savrulan kravatlar...
Ve plakasında "mutluyuz" yazan araba...
Bu haberi okumuş, görüntülerini izlemişsinizdir.
Anlatılanlara bakılırsa, bütün kavga gelinin damada "teyzenin taktığı bilezik çok ince, bence sahte!" demesiyle başlamış!
Damat şimdi bin pişman, "karımı istiyorum" diyor ama ne fayda!
***

İnsanların "sahte" olanı fark edip ayırmak için gösterdiği dikkate ve çabaya her tanık oluşumda içim parçalanıyor.
Düşünsenize...
Düğün arabasına asılan "mutluyuz" levhasının "sahte" çağrışımlarını zerre umursamayan gelin ve akrabaları hediye bileziği tartı hassasiyetiyle ölçmeye çalışmışlar! Traji-komik!
Soruyorum size...
O bilezik "hakiki" olsaydı, geriye bir sorun kalmayacak mıydı?
***

Şöyle bir çevreye bakıyorum da...
Çocuklarının hali hazırdaki mutluluğunu umursayan aileler ne kadar az. Herkesin aklı fikri maddiyatta!
Gelecek maddi güvencede mi, iş güç yerinde mi, mal mülk var mı? Bu soruların yerine mutluluktan ve aşktan söz ederseniz, "büyükler" pek sinirleniyor.
Eh böyle bir ortamda düğün vakti gelip çatınca...
İncecik bir bileziğin kavga çıkarmasına hiç şaşmamalı!
O gençler talihsizmiş, kavga sokakta patlak verince herkese rezil oldular!
Oysa diğer düğünlerde aynı kavga kapalı kapıların ardında çıkıyor ve çoğu zaman da yaralar "iç dünya"larda saklanıyor.
***

"Sahte" deyip durduğumuz şey ne ki!
Şimdilerde pek tutulan tabirle "çakma" dediğimiz hani...
Taklit, imitasyon yani!
Aslına bakarsanız, bunların hepsi "ümitasyon!"
Ve o ümitler bugün veya yarın ama mutlaka kırılıyor!
Peki eşyaların, kılık kıyafetin, hediyelerin ve jestlerin "çakma"lıktan uzak olması hayatımızı "hakiki" kılıyor mu? Ne gezer!
Sözlere ise hiç değinmiyorum. Çünkü Unomuno'nun "Sis" romanındaki "Eyvah, konuştukça yalan söylüyorum" diyen kahramanı gibiyiz.
Bu yazıyı dahi boşverin!
Kulağa yalandan küpe!
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN