Karlofça Antlaşması, Öklid teoremi, Türkiye'nin bitki örtüsü, yasama ve yürütme arasındaki farklar, aruz ölçüsü, noktalama işaretleri, duyularımız, etçil ve otçullar...
Sanıyoruz ki, okulda bunları öğreniyoruz!
Hayır! Bunlar işin "talim" tarafıdır. Talim eder, belleriz ve bazıları zihnimize yerleşir, birçoğu çarçabuk uçar gider. Kalanların gerçek "bilgi"ye dönüşmeleri daha farklı bir süreçtir.

***

Okulda asıl ne öğreniyoruz, diye sorarsanız...
Yani okul sayesinde zihnimizin bütün hücrelerine, hatta bedenimize ve ruhumuza derinlemesine nüfuz eden şeyler nedir?
Bu sorunun cevabı ilk bakışta pek marjinal gözükür ama alabildiğine gündelik ve yalın bir gerçektir.
Okul bize resmi ideoloji (belli bir toplum ve insan tasavvuru), hiyerarşik bilinç ve disiplin aşılar.
Eğitim budur! Okulun terbiyesi budur! Maalesef içselleştirerek öğrendiğimiz budur.
***

Hiyerarşi dedim ya...
Çok önemlidir fakat bunu bir yarışma sonucu gibi algılamaya alışmışızdır.
Hem okulda, hem de hayatta birinciler, ikinciler, üçüncüler, en arka sıradakiler sanki bir yarışla belirlenmiş gibidir.
Okul buna hazırlar bizi.
Birisine "sen takım kaptanı ol" denmiş gibi...
Birileri sınavda çaktığı için sınıfta kalmış gibi "temiz" ve "adil" (fair) bir sosyal hiyerarşiye inandırılırız.
Oysa bir güç ilişkileri düzenidir sosyal hiyerarşi ve en uysal halinde bile "cebir" gizlidir.
Ve unutmamalı...
Kim iktidar olursa, tam da bu anlattığım yüzünden, birdenbire "eğitim şartçı" kesiliverir!
***

Geçen akşam tv'de "Mona Lisa'nın Gülüşü" adlı filmi izlerken bir sahnede dondum kaldım.
Çünkü o sahne meselenin özünü çırılçıplak ve ibret verici biçimde ortaya koyuyordu.
Öğretmen, güçlü ve zengin bir ailenin kızı olan öğrencisine "dersleri ihmal etme, gel, aksi takdirde sınıfta bırakacağım" diyordu.
Kız pek dişli ve kibirli biçimde "beni bırakırsanız, sonuçlarına katlanırsınız" diye cevapladı.
Öğretmen kızgın, sordu: "Beni tehdit mi ediyorsun?"
Öğrencinin karşılığı net ve ürperticiydi: "Hayır. Sizi eğitiyorum."
***

Bu yazdıklarımın güncel olaylarla doğrudan ilgisi yok. "Bayram değil, seyran değil, bu kadar radikal bir analize neden girdik?" diyebilirsiniz...
Şundan...
Çok tartışıyoruz eğitimi.
Fakat hep suyun yüzeyinde kalıyoruz ve görmüyoruz ki...
Adaleti hukukun gevşek ipine bağlamış ve bütün varlığını güç ilişkilerine dayamış toplumlarda kamu tarafından güzel, iyi ve doğru eğitim verilmesi hayaldir.
Hâlâ hem okulda, hem de hayatta en iyi öğrendiğimiz şey "benim babam seninkini döver!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN