Resmi talim terbiyenin kuşaklar boyu süren "sersemleştirici" etkisinden sıyrılıp kurtulmak kolay değil...
Marifetin cumhuriyette değil, "cumhur"da olduğunu anlayıncaya kadar bir iki kuşak daha geçecek sanırım.
Yoksa kaç kere anlatsak boş!
Saddam'ınki de, Kim İl Sung'unki de cumhuriyetti!
Nihayetinde sözcükler, kavramlar, terimler gerçeğin ta kendisi değiller! Hatta bazen gerçeği örtmek için şık bir örtü işlevi üstlenirler.
Monarşi gidince, cumhuriyet gelir, orası doğru! Ama bazen bir bakarsınız ki, yıllar geçmiş "cumhur" gelmemiş!

***

Tanıdığım sıkı cumhuriyetçiler var...
Çoğu Facebook'tan etrafa pek seçkinci nefret salvoları yağdırıyorlar. Birleşik Krallık'ın (yani bizlerin kestirmeden İngiltere dediğimiz ülkenin) demokrasisine ve kültürüne o kadar hayranlar ki, çocuklarının orada okumasını planlıyor, para biriktiriyorlar.
Genç olanları, nasıl fark etmişlerse artık, son bir iki yıldır 29 Nisan'da Amsterdam'a gidiyorlar. Malum, "Queen's Day"de sokaklar çok şenlikli oluyor Hollanda'da!
Şimdi Suriye krizi nedeniyle Esadcı olan, ulusalcı ahbapları da saymayayım artık!
Bir yönüyle matrak bir tablo aslında.
***

Ama bütün bu insanlar...
İlkokul ezberlerini aşamadılar.
"Cumhur"un tarihsel macerasını bir kez bile samimiyetle merak edip öğrenmek istemediler.
Dersim deyince kulaklarını tıkıyorlar!
Yıllar boyu Sünnileri sekülerleştirmeye; Alevileri Sünnileştirmeye çalışan Ankara'dan söz edilmesinden hiç hoşlanmıyorlar.
Türklüğün etnikleştirilmesi, Kürtlerin Türkleştirilmesi süreci gibi, okulda onlara öğretilmeyen ne varsa, inkâr etmeyi tercih ediyorlar.
***

Haydi, haşin tarihsel-sosyolojik gerçeklerimizi de bir yana bıraktım...
Ama düşünün...
İstiklal Marşı'nın sözlerinin yazarı Mehmet Akif'in bir İslamcı olduğu gerçeğinin bile üzerini kapatmaya çalışır mı insan?
Cumhuriyet yürüyüşleri sırasında söylediği "Bir Başkadır Benim Memleketim" şarkısının bir Yahudi halk şarkısı; "Dağ Başını Duman Almış" marşının 1904'te bestelenmiş bir İsveç şarkısı; 10. Yıl Marşı'nın ise Rousseau'nun operasından aşırma olduğu gerçeğinin nedenlerini hiç mi sorgulamaz?
Uzun sözün kısası şu...
Daha yaşanacak çok şey, gidilecek çok yol var!
Ancak el ele vermiş ve ortak hedefte demokratik katılım sağlamış bir "cumhur" ortaya çıktığında...
Çıkarsa...
O zaman cumhuriyet esas anlamını bulacak!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN