HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Kaç kitap okumalı?

31. İstanbul Kitap Fuarı'nı ziyaretten dönüşlerinde "Okunacak o kadar çok kitap var ki, hangi birine yetişeyim, moralim bozuldu" diye yakınanlara şaşırıyorum.
İçimde sıkıcı bir yaşlı adam peydah oluyor.
Çünkü ister istemez...
Marksistlerin o feci Politzer'e mahkum olduğu...
Üniversitede siyaset okuyanların Duverger ezberlemekten gına getirdiği...
James Joyce'un Ulysses'inin gün gelip çevrileceğine kimsenin inanmadığı...
Ali Şeriati'nin sadece adını işitip tek satırını okuyamadığımız...
Virgina Woolf'un birkaç romanı çevrilip yayımlandı diye bayram ettiğimiz...
Piyasada olmayıp sadece üniversite kütüphanelerinde bulunan kitapları bin bir zorlukla dışarı çıkartıp fotokopisini çektirdiğimiz gençlik yıllarımı hatırlıyorum.

***

Bir kere şu noktada anlaşmalıyız.
Raflarda, tezgahlarda, internette kitap satışı yapan sitelerin listelerinde okur bekleyen kitaplar gereksiz bir fazlalığa değil, berekete işaret ediyorlar.
Fakat daha önemli nokta şudur ki...
Hakiki okur kitap peşinde koşmaz.
Hakiki okur, yazar veya konu peşindedir.
Kendi yazarlarını arayıp bulan ve onları takip eden okur "hangi birine yetişeceğim" endişesini çekmez. Onunki, endişe değil, tatlı bir heyecandır.
Belli merakların ve konuların peşindeki okur da kitapçı tezgahlarının zenginliğinden mutluluk duyar.
***

Ama ah, daha çocukken beynimizi şekillendiren o müfredat yok mu!
Ya aileden, toplumsal kültürden, medyadan edindiğimiz klişe yargılar!
Hepsi "okuma"yı kitaplarla aramızdaki izole ve niceliksel bir ilişki gibi anlatır ve yüceltir.
Oysa daha çocukken sormalılar bize: Neyi merak ediyorsun, neyi öğrenmek istiyorsun, kafanı ne kurcalıyor, neler hissediyorsun?
Esas güzel ve derin olan, işte o meraktan, o arayıştan, o hissedişten kalkarak okumaktır!
Uzun lafın kısası dostlar...
Yayıncılık da basbayağı bir piyasa etkinliğidir. Trendler, akımlar, reklamlarla köpürtülür. Ama bizim bu akışa kendimizi fazla kaptırmamız kitap denilen şeyin "doğa"sına aykırıdır.
Bazen tek bir kitap her okuyuşumuzda bizi çoğaltır, yoğunlaştırır, derinleştirir.
Asıl derdimiz de bu değil midir!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN