HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Bu gevezeliğimizin sonu nereye varacak!

"Sosyal medya" dediğimiz şey nedir?
Yeni bir haberleşme mecrası mı?
Evet!
Ama o kadar da değil.
Sosyal medyanın belki en güzel yanı...
Çok renkli, çok geniş ve bayağı kalabalık bir sanal coğrafya oluşturmasıdır. (Biliyorum, bizim medyada "sanal" kavramını hâlâ "sanrı" veya "yanılsama" gibi anlayan koca koca adamlar var. Onlara aldırış etmeyin!)

***
Dahası...
Her iletişim mecrası gibi "sosyal medya" da hayatımıza kendine özgü hissediş, düşünüş, davranış ve ilişki modelleri getirdi.
Mesela çok konuşuyor, çok paylaşıyoruz! Gündelik hayatında ağzını bıçak açmayanların bile Facebook'ta, Twitter'da çenesi düşüyor.
Duygusal cimriler, "ruhu sıkılar", bir bakıyorsunuz, neleri var, neleri yoksa ortaya döküyor.
İyi de, binlerce yıldır bildiğimiz gevezelik mi bu?
Haydi şunu da sorayım; bu kadar sözü gerçekten bir "dinleyen" var mı?
***

Hazır, konuyu açmışken...
Sosyal medyaya özgü gevezelik üzerinde biraz daha durmak istiyorum.
Malum, uzun bir inat ve direnç devresinden sonra ben de Twitter âlemine aktım ve pek memnunum. Ama bir yandan da, gevezeliğime inanamıyorum.
İtiraf etmek zorundayız ki, durmak bilmeyen "iletişim" halimiz nihayetinde korkunç bir ifade ve enformasyon fazlalığına yol açıyor.
Gecenin geç bir vaktinde aşırı dozdan gitti gidecek halde ve yine de mesajlaşma şehvetini kaybetmeyen milyonlarca insan...
Tablo bu!
***

Bu tabloya her bakışımda...
İçimden bizim eski halimiz herhalde "suskunluk" değil, "susturulmuşluk"tu, diye geçiriyorum...
Çünkü ancak zamanında ağzı bantlanmış olanlar şimdi konuşmaya böyle doyamazlar.
Ya da bu isyan bilinçdışımızda var! Dil, daha en başında hepimizin dilini bağlamış da sanki şimdi Twitter'da buna çare arıyor gibiyiz.
Üstüne üstlük, onca eş dostluk tarihimiz belli ki "paylaşma" ihtiyacımızı giderememiş.
Şimdi sosyal medya imdada yetiştiği izlenimi veriyor. Belki de aldatıyor bizi. Göreceğiz.
***

Fakat burada temel bir paradoks var.
Zamanında G. Deleuze'ün şu sözlerle altını çizdiği paradoks...
"Hiçbir şey söylememe hakkı ne büyük bir nimettir. Çünkü ancak o zaman nadir olanı; yani gerçekten söylenmeye değer olanı yakalama şansımız doğar."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN