HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Ecnebi kafa, ergen ruh!

Bizi bize nahoş göstermekle işe başladılar.
Bizden olan ne varsa, hal, tavır, görüntü, eşya, koku, ses; hepsini çirkin göstermek için muazzam bir çaba sergilediler.
Malum "müstemleke beyazları" böyle numaraları hemen yutarlar ve ötekiler de yutsun diye heves ederler.
Mesela benim çocukluğum takunya karikatürleri görmekle geçti...
Takunya üzerinden ve "yobazlar" yaftasının arkasına saklanarak yapılan propaganda öyle Müslümanların ibadet ve temizlik geleneklerini işaret ettikleri gerçeğini gizlediler.
Sonunda el işi canım takunyalar bile gözümüze korkunç görünmeye başlamıştı.
O iğrenç, kaygan, yapışkan plastik terliklerin (hele bir de markalıysa) şahane sayıldığı günlere geliverdik.
Tespih de öyle...
Bugünün gençleri belki inanmayacak ama beyaz kültürel iktidarın tespih yapımındaki sanatkârane incelikleri fark ettiği yakın döneme kadar durum çok farklıydı.
Yaşı müsait olanlar tespihin görünmesinin "yakışıksız" sayıldığı geçmişi iyi hatırlarlar.
***
Gün geldi, bize bizi yabancılaştırmada "çirkinleştirme/ horlama" yöntemi terk edildi. Çünkü toplumda direnç oluşturuyordu.
Doğrudan damara zerk edilen ve keyif veren bir yöntem seçtiler.
Hoş olanı tarif edip göstermeye kim itiraz ederdi ki!
İşte 80'lerden sonra medyayı teslim alan "Life- style" kültürü buydu.
Arzu yatırımlarımızın yönel- diği her yeni hoşluk, her yeni şıklık, her yeni yakışıklılık, her yeni zarafet tarifi eskilerini tavan arasına gönderdi.
Estetik etikle bağını kopardı; iyi görünüm "iyilik"ten uzaklaştı.
***
Şimdi durup bizim müstemleke medyacılarımızın Kanada Başbakanı Justin Trudeau övgülerini şaşkınlıkla izliyoruz.
Efendim, Nevşin Mengü "Bu adamdan dünyaya birkaç tane daha lazım" demiş;
Trudeau'nun Suriyeli sığınmacılarla ilgili bir mesajının üzerine Aslı Aydıntaşbaş "Başkan olacaksan, böyle ol" yazmış falan.
Kör mü bunlar, diyor insan ilk bakışta! Ama şaşmamalı!
Üç mülteci alan Kanada'nın Başbakanı'nı üç buçuk milyon Suriyeli'ye kucak açan adama örnek göstermek için körden öte bir şey olmak lazım!
Nitekim gerçeklerle asla ilgilenmiyorlar.
Umurlarında değil.
Onları ecnebi şıklıklar, yakışıklılıklar, hazlar, imajlar yönetiyor.
Müstemleke okumuşu olmak ebedi ergenlik gibi bir şey.
Büyümeleri istenmiyor.
Onlar da asla büyümüyor!
BİZE ULAŞIN