Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HAŞMET BABAOĞLU

Açlığa dayanamayan kuşaklar

Birkaç hafta önceydi...
Suadiye sahil yolunda yürüyorum.
Yanımdan üzerlerinde egzersiz kıyafetleri ve hızlı adımlarla iki genç kız geçti. Tam o sırada ister istemez konuşmalarına kulak misafiri oldum.
Biri diğerine "en çok ne zaman ağlarsın?" diye soruyordu. Gelen cevap şöyleydi: "En çok aç kaldığım zaman ağlarım." Soruyu soran güldü ve "ben de kalmaya hiç dayanamıyorum, bir anda moralim çöküyor" karşılığını verdi.
İyiden iyiye bir ihtiyar psikolojisiyle arkalarından bakıp "ah işte!" dedim içimden; "tokluk kültürünün çocukları..." Mesela 70'li yıllarda böyle bir konuşmaya şahit olabilir miydim? Hiç sanmam!

***
Anneler babalar son zamanlarda çocuğum cips yesin mi yemesin mi, hamburger sevsin mi, sevmesin mi konusuyla kafalarını yoruyorlar ya...
Özellikle hali vakti yerinde ailelerin çocuklarına bakıyorum; olay başka yerde dönüyor.
Çocuklar sevdikleri şeyleri yemeye doyamıyorlar; bir paket yetmiyor, bir paket daha, daha, daha...
Karınları acıktığında birkaç dakika zor dayanıyorlar. Hemen mızıldanmalar başlıyor.
(Aslında hiç yememek veya yiyip kusmak gibi sık rastlanan rahatsızlıklar (eating disorders) da aynı madalyonun karanlık yüzü...) Artık biyolojik paradigmaya bağlı beslenme uzmanları bile günümüz insanını esir eden ve yeni tip şişmanlığı kışkırtan açlık duygusunun mideden çok zihin kaynaklı olduğu konusunda ortak bir kanıya sahipler.
Tokluk için her şey var.
Ama açlık endişesi tam da bu yüzden hemen kapının eşiğinde bekliyor.
Nasıl tuzak ama!
***
Dikkat edilecek noktalar şunlar...
Günümüzün genci midesinin açlığı giderilmediğinde kalplerinin şefkat açlığı da giderilmemiş gibi davranıyor. Belki de doğrudan bir bağ var.
Daha beteri şu ki, yeme isteğiyle can sıkıntısını giderme isteği at başı ilerliyor ve birbirlerini destekliyor.
Doyulmuyor ama geçici bir "rahatlama" yaşanıyor.
Bu çizdiğim tablo hiç basit bir tablo değil.
Geleceğin dünyasını belirleyecek gelişmelerden biri de bu...
Farkındayım...
Bugünlük güncel siyaseti bırakıp gündelik hayatımıza değindiğimi düşünüyorsunuz, haklısınız.
Fakat daha yakından ve derinden baktığımızda olay fena halde sosyal ve siyasal bir özellik de gösteriyor.
Söyleyin bana...
Birazcık bile aç kalmaya dayanamayan kuşakları sosyal/siyasal açıdan yönlendirmek kolay mıdır, zor mudur?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA