MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Siyasetçiler ve gazeteciler birbirine tahammül etmelidir

Yurttaki ve dünyadaki her olumsuz gelişmeden siyasi iktidarı sorumlu tutmak ve ülkenin kronikleşmiş ne kadar sorunu varsa bunlara dönük öfkeli tepkileri mevcut iktidara yönlendirmek, sadece biz Türklerin siyasi geleneğimizin öğeleri değildir.
Özellikle medyanın muhalefeti, tüm dünyadaki iktidarları hem kızdırır hem de yorar.
Kendisi, iktidarı ve icraatı hakkındaki olumsuz haber ve yorumlar bir Türk başbakanını ne kadar sinirlendiriyorsa, aynı durum bir Amerikan başkanı veya bir İngiliz başbakanı için de söz konusudur.
Medyanın zaman zaman insaf ve mantık ölçüsünü zorlayan eleştiriler yaptığına ilişkin Amerikan fıkralarını hatırlayın...
Örneğin bir siyasetçi bir gölün suları üzerinde yürüyerek karşı sahile geçmiş.
Ertesi gün muhalif gazetenin manşetinde o politikacı hakkında "Yüzme bilmediği için suyu yürüyerek geçti" haberi varmış.
New York'a gelen Papa'ya bir gazeteci "New York'un randevuevleri hakkında ne düşünüyorsunuz" diye sormuş.
Bu soru Papa'yı şaşırtmış, "New York'ta randevuevleri mi var" diye karşı bir soru sormuş gazeteciye...
O gazetecinin ertesi günkü haberinin başlığı "Papa uçaktan iner inmez New York'taki randevu evlerini sordu" şeklindeymiş.

Zor ilişkiler
Özetle gazeteci ile siyasetçi arasındaki ilişkiler çoğunlukla gergindir.
"Gazeteci ile dostluk iki numara dar ayakkabı giymeye benzer; arkadan vurur" sözünü de herhalde bir siyasetçi üretmiştir.
Ancak siyasetçinin de gazetecinin de mesleklerine gömülüp yurt ve dünya gerçeklerine yabancılaşmaları tehlikesi göz ardı edilmemelidir.
Çok partili demokrasiye geçtiğimiz 1946'dan bu yana haklı ve haksız nice ismin karalandığını ve kaç gazetecinin susturulduğunu hatırlamaya çalışsak, herhalde hesabın içinden çıkamayız.
Ancak biz gazeteciler de bir gerçeği unutmayalım.
Bizim meslek üzerindeki baskıların sansürden başlayıp, hapis cezalarına kadar dayandıklarını biliriz.
Ne var ki Türkiye'de cezaevleri ve askeri dinlenme kampları, gazeteciden çok siyasetçinin konuk olduğunu görmüşlerdir.
Mesleğini icra etmekten yasaklanan gazeteci yoktur.

Yasaklı siyasetçiler

Ama "Yasaklı siyasetçi" sıfatı, ileride başbakan ve cumhurbaşkanı olacak siyasetçiler tarafından bile taşınmıştır.
Demek istediğimiz şu.
Siyasetçiler ve medya mensupları aynı alanda, aynı konularla ilgilenirler, ama birbirlerinin rakibi değillerdir.
Bir siyasetçinin bir gazeteciyle veya bir gazetecinin bir siyasetçi ile kan davalı olmaları, açıkçası ilkel, anlamsız ve iki mesleği de yaralayan davranışlardır.
Bunun gibi bir gazeteci kaba, önyargılı, görgüsüz, saygısız ve cahil ise, onun muhalif olması bu kusurlarını yok etmez ki.
Veya bir siyasetçi konumunun getirdiği topluma örnek model olmayı, şeffaf ve erdemli olmak zorunluluğunu umursamıyorsa, bunu medya ile kavga ederek örtemez ki...
Ne var ki Türkiye'de çeşitli mesleklerin ve bu arada siyasetçiliğin ve gazeteciliğin gerekleri arasında "Adam yemek" de varsayılır.
Her mesleğin yamyamlarına bir yamyam fıkrasını sunarak bu konuyu da noktalayayım:
Bir yamyamı normal lokantada görüp şaşıran ve "Burada ne işin var" diye soranlara yamyam, "İnsanlardan bıktım" diye cevap vermiş.
BİZE ULAŞIN