TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Darbelerin anıları bile 21'inci yüzyıla yakışmıyor...

Cumhuriyet'in Silahlı Kuvvetleri'nin önünde iki model davranış var. Birinci model davranışta Silahlı Kuvvetler Kurtuluş Savaşı'nı kazanıp ülkeye bağımsızlığını kazandırdıktan sonra, kışlasına çekilir.
Komutanlar sivil siyasette kalmayı seçtikleri takdirde, askerlikten ayrılırlar.
İkinci model davranış, 27 Mayıs 1960'ta başlatılan askeri darbeler süreci içinde görülür.
Bu modelde halkın ödediği vergilerle yurt savunması görevini üstlenen subay kadroları cuntalar kurup halkın seçtiklerine karşı darbeler yapar ve sivil olması gereken siyasete üniforma giydirirler.
"Askeri demokrasi" diyebileceğimiz bu modelin Türkiye için tarih olduğunu zannederken açığa çıkan belgeler, günümüzde de cuntacılığa heves edenlerin bulunduğunu gösteriyor.
Son belge ve bulguların ışığında "Ergenekon" adı ile bilinen davanın ne kadar önemli olduğu daha fazla anlaşılmakta.
Bir kesim askerlerin darbecilik nedeniyle polislik ve adliyelik olmasının ağırlığını herhalde en fazla, TSK'nın Anayasa'ya bağlı ve meşruiyet çizgisindeki mensupları ile doğal olarak Genelkurmay Başkanlığı hissediyordur.
Bizim kuşağın yaşadığı demokrasi dışı serüvenlerin tarihte kalmasını ümit etmek istiyoruz.
Bu serüvenlerin bazıları acı, bazıları ise utanılacak içerikliler.

Tanburi Necdet Yaşar
Önümde Gonca Okuz'un derlediği "Tanburi Necdet Yaşar" kitabı var.
Necdet Yaşar'ın sanatçı kimliğinin renklerini (Zaman'da Beşir Ayvazoğlu'nun da alıntıladığı gibi) kitabın önsözünü yazan Neyzen Niyazi Sayın çok veciz biçimde şöyle analiz etmiş:
- Necdet'in tanburunda Yorgo Bacanos'un lavta mızrabını, Tanburî Cemil'in ölmez nağmelerini, Baba Mesut'un mızrapsız olarak parmağıyla çıkan bir Oskiyam tarzını her zaman görebilirsiniz.
Hatta dikkat edilirse Semilerin, Osmanların sadalarını da bulabilirsiniz (...) Cemil'in ruhunun bulunduğu bu gönül bahçesinde onun olgun, velud nağmeleri her zaman yaşayacaktır.
"Tanburi Necdet Yaşar"
kitabında 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ve "Yassıada Mahkûmları" dönemine ait anılar da var.
Özetleyeyim:

Şarkılar seni söyler

- Menderes Yassıada'da... Radyoda canlı yayında Necmi Rıza Ahıskan "Köprüler yaptırdım gelip geçmeye" şarkısını okumaya hazırlanırken Necdet Yaşar "Köprüler çeşmeler Menderes'i hatırlatmıyor mu" diye sorar. Bunun üzerine Necmi Rıza "Ada sahillerinde bekliyorum" şarkısını söylemeye hazırlanır. Necdet Yaşar bu defa da "Yassıada sahili mi" diye sorar. Ürken Necmi Rıza, Hacı Arif Bey'in "Muntazır teşrifine hazır kayık"ını söylemek için mırıldanırken Necdet Yaşar "Kayığı yanaştırıp Menderes'i mi kaçıracaksın" der. Sonunda Necmi Rıza'nın programı eski bantlardaki şarkılardan derlenerek yayınlanır.
Görüldüğü gibi Necdet Yaşar'ın muzipçe şakaları bile bir sanatçıyı ürkütmeye yetmektedir.
12 Mart 1971 Darbesi ertesinde "Balyoz Harekâtı" ile gelen sokağa çıkma yasakları ve ev ev kitap aramalar hâlâ hatırlarımızda değil mi?
Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ'un üzerini vurgulayarak "TSK'da cuntacılar barınamaz" sözünün gerçek olmasını diliyorum.
21'inci yüzyıla darbelerin anıları bile yakışmıyor.
BİZE ULAŞIN