TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Bize en uygun slogan "Hakuna Matata" olabilir...

Yıllar önce Kenya'nın Masai Mara'sında foto-safari yaparken, nereye gitsek yerlilerin aynı şarkıyı söylediklerine tanık oluyorduk.
İnanılmaz güzellikteki kadınların ve çok yakışıklı erkeklerin kabilesi Masai'nin çocukları da aynı şarkıyı söylüyorlardı.
Şarkının nakaratı "Hakuna Matata"ydı.
Yakın bir gelecekte gazete yazılarına müzikli eklemelerin de yapılabileceği ümidiyle bu şarkının sadece nakarat kısmını yazılı olarak aktardım.
Afrika'ya gitmeyip de New York'un Broadway'inde "Aslan Kral" (Lion King) izleyenler de, bu müzikalde oynayan hayvanların öldürülen kral aslanın oğlu yavru aslana "Hakuna Matata" diye şarkı söylediklerini hatırlarlar.
Aynı sahne Walt Disney yapımı çizgi filmde de vardır.
Ancak bu Hakuna Matata'nın Afrika'da söylenen şarkıyla ilgisi yoktur.
Bunun müziğini Elton John yapmış sözlerini ise Tim Rice yazmıştır.

Boş ver... Aldırma

Ama bu versiyonda da orijinal şarkıda da "Hakuna Matata" aynı anlamı ifade eder:
- Boş ver... Aldırma... Gününü gün et... Hiçbir şeyi dert etme... Takma kafanı...
Hani Arapçanın "Maaleş"i vardır ya işte öyle bir şey.
Bu "Hakuna Matata"yı dün Yeni Şafak'ı okurken Bekir Hazar'ın yazısında kullanıldığını görerek hatırladım.
Arkadaşım Bekir Hazar, Hakuna Matata'ya kıta değiştirtip bunu Amerika'nın yerlileri olan Kızılderililerin bir tekerlemesi olarak sunmuştu ama anlamını doğru değerlendirmişti yazısında.
O da "Takma kafanı" anlamında kullanmıştı Hakuna Matata'yı...

Bu bizim sloganımızdır

Bütün bunlar aklımdan geçerken kendi kendime sordum:
- Hakuna Matata acaba ilk kez Anadolu yerlileri tarafından söylenmiş ve sonra Afrika'ya taşınmış ve arkasından tüm dünya kıtalarındaki yerlilerin düşüncelerini mi yansıtır olmuştur?
Şöyle bir gözden geçirin geçmişimizi de güncelimizi de işgal eden bazı sorunları:
- Güneydoğu sorunu içindeki Kürt realitesini bölücü terörden soyutlayacak siyasal çözümler nelerdir?
- 1960'ların başından beri AB üyesi olmak için çabalayan Türkiye, uyum için gerekli reformların tümünü ne zaman tamamlayacaktır?
- Türkiye'de rejimin tam olarak demokratikleşmesi ve sivilleşmesi yolunda Silahlı Kuvvetler'in bir engel olarak görülmesi ne zaman sona erecektir?
Bunlara benzer sorular ve sorunlar listesini sayfalarca uzatabiliriz.
Mesela şu "Heybeliada Ruhban Okulu açılacak mı" diye bir sorunumuz da var listede...
Bu sorunu irdelerken bir gerçek karşımıza çıkıyor.
Buna göre bir sorunu üretmek çok kolaydır... Ama üretilen soruna çözüm üretmek adeta imkânsızdır.
Halk deyişi ile "Bir delinin attığı taşı kuyudan kırk akıllı çıkartamaz."
Yani Heybeliada Ruhban Okulu'nu kapatarak Türkiye'nin din ve vicdan özgürlüğü karnesini uluslararası arenada kırık nota mahkûm edenlerin çocukları ve torunları, şimdi bu okulu nasıl açacaklarını bilemiyorlar.

Çözüm içinde sorun var
Geçenlerde Kültür ve Turizm Bakanı Günay "Ruhban Okulu'nun açılacağı yönünde bir eğilim" var demişti. Bunun yanında Milli Eğtim Bakanı Nimet Çubukçu'nun da Ruhban Okulu'nu açabilecek formülün bulunması için bir rapor çalışması yaptığı duyulmuştu.
Dünkü Vatan'da yer alan habere göre bu rapor hazırlanmış ve buna göre okulun ancak lise kısmı Milli Eğitim'e bağlı olabilirmiş.
Haberin devamı şöyleydi:
- Bunun için de din lisesi formülü geliştirildi. Ancak Özel Öğretim Kanunu'nun değişmesi gerekiyor, çünkü bu kanunda "dini ve askeri okul açılamaz" hükmü var. Yasa değiştirilerek Ruhban Okulu'na bir çeşit İmam Hatip Lisesi statüsü verilecek. Okul öğrencilerini ne şekilde alacağını kendisi belirleyecek ama müfredatını, ders kitaplarını Bakanlık belirleyecek. Öğretmenler de Milli Eğitim Bakanlığı'nın standartlarına uygun alınacak, denetimi bakanlığa ait olacak. Ancak bu formülün hayata geçirilmesi yeni bir lise türünün doğmasını da beraberinde getirecek, yani Özel İmam Hatip Liseleri için yol da açılacak.
Ne dersiniz sayın okurlar.
Hep birlikte "Hakuna Matata" yı söylemeye başlasak daha doğru olmaz mı?
- Takma kafanı... Boş ver aldırma... Gününü gün et... Bırak sorunlar öylece kalsınlar...
BİZE ULAŞIN