MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Liderlerin yöntemleri değil meşruiyetleri ön plandadır

Rusya Başbakanı Putin'in dün gerçekleşen bir günlük resmi Türkiye ziyaretinin beklenen gelişmeleri gündeme yerleştirmesi hepimizin ortak beklentisidir.
Gündemdeki konuları biliyoruz.
"Mavi Akım-2" doğalgaz boru hattının İsrail'e uzatılması, Samsun-Ceyhan petrol boru hattı, "Güney Akım" doğalgaz boru hattı, nükleer enerji santrali gibi ortak projeler yanında, Türk TIR'larına Rus gümrüklerinde uygulanan engellemelerin ele alınması da gündemdeydi.
Türkiye ile Rusya tarih ve coğrafyanın birbirlerine bağımlı kıldığı iki ülkedir.
Bu iki ülke arasındaki ilişkiler barış ve işbirliğine dönük oldukları ve iki ülke birbirlerinin içişlerine müdahale etmeye yeltenmedikleri zamanlarda, bölge insanları da bundan yarar görür.
Ancak bilelim ki "İç işlerine müdahale etmemek", bir ülke medyasının ve düşünce odaklarının diğer ülke yönetiminde gördüğü hataları da görmezden gelmesi demek değildir.
Örneğin Türkiye gerek AB ülkeleri, gerekse ABD ile çok yakın ilişkilere sahiptir.

Uyarılar bitmez ama..

Ama bu ilişkiler, Türkiye'de insan hakları ihlal edildiği, Türk demokrasisine militarist müdahaleler olduğu ve hukukun ayaklar altına alındığı zamanlarda, dostlarımızın bunları görmezden gelmelerini gerektirmez.
Gerek resmi kurumlar, gerekse sivil toplum örgütleri uyarılar yaparlar, protestolarını seslendirirler.
Bütün bunlara rağmen hem siyasi, hem ekonomik, hem de diplomatik ilişkiler sürer.
Ancak tüm dünya haklılıkları ve hukuku arasa da, "Bir noktaya kadar" o ülkenin halkının kaderi "İçeride" belirlenir.
Putin Rusya'sı için de durum aynı.
Putin yönetimindeki Rusya'da muhalif gazetecilerin öldürülmesi, basına karşı her çeşit baskının uygulanması, mülkiyet hakkının sık sık yok sayılması günlük hayatın parçaları halinde. Bunları çeşitli uluslararası gözlem kurumları sürekli raporlaştırıyorlar.
Ama Amerika da, Avrupa da, biz Türkiye de Rusya ile ilişkilerde bunları engelleyici olgular biçiminde gündeme getirmiyoruz.
Neticede Putin Türkiye ziyaretinde Rusya'daki otokratik yönetimin güçlü adamı olarak değil, komşumuz Rusya'nın Başbakanı olarak ağırlandı.

Gerçekler acıdır

Bütün bu durumlardan alınacak ders ortadadır.
Siyaset, diplomasi ve uluslararası ilişkiler ciddi işlerdir.
Sizin iç siyaset yaparken kural dışı davranışlar sergilemeniz, hak ve hukuk kavramlarına önem vermemeniz, siyasi partilerin demokrasiyi bir uzlaşma değil bir kavga rejimi olarak görmeleri, sadece kendi halkınızı ve kendi ülkenizi etkiliyor.
Neticede muhalefetin ve medyanın ipliğini pazara çıkardığı Berlusconi, dünya ülkeleri yönetimleri için "İtalyan Başbakanı"dır.
Putin de ülkesinde temel halk ve hürriyetlere gösterdiği özene bakılarak değil, meşru yönetimin başında bulunmasına bakılarak karşılanır.
Nice diktatör devrildikleri veya yenildikleri güne kadar meşruiyetin temsilcisi olmamışlar mıdır?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN