MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Açılımın içeriği belli olunca büyük kıyamet mi kopacak?

İnanmak çok zor.
Neler söylemiyorlar "Kürt Açılımı" ve bunu başlatan başbakan Erdoğan için...
Oysa bu "Açılım" ın içeriğini Başbakan Erdoğan bile henüz bilmiyor.
Sadece "Demokrasi ve barış" adına bir arayış bu.
Onlar da "Muhalefet etmek" adına içeriğini bilmedikleri bir arayışı ve bu arayışın içindekileri, ihanetle, bölücülükle falan suçluyorlar.
Nasrettin Hoca'ya eşi, "Kıyamet" i sormuş... O da "Ben ölürsem büyük kıyamet, sen ölürsen küçük kıyamet kopar" diye anlatmış ya...
İçeriği belli olmayan "Açılım" üzerinde şimdi küçük kıyamet kopartanlar, içerik belli olunca acaba neler yapacaklar?
12 Mart 1971 müdahalesinde İstanbul'da komutan olan orgeneral, Yazı İşleri Müdürü de olan Hasan Pulur'a çok karmaşık yazılar yazan bir Milliyet yazarı hakkında şöyle demişti:
- Bu yazar galiba aleyhimde yazıyor... Yazdıklarını bir anlarsam gazetenizi hemen kapatırım.
Baykal ve Bahçeli de böyleler.
"Açılım"ın açık halini bir anlasalar kim bilir neler yapacaklar.
Hani Temel kahveye girmiş,
- Bir adam bana 'Çok sempatiksin' dedi. İhtiyaten vurdum onu, demiş.

Vuran vurana

Bunlar da öyle...
"İhtiyaten" hem "Açılım" a hem de Erdoğan'a vuruyorlar.
Aslında Devlet Bahçeli'yi anlamak mümkün.
Çünkü Bahçeli kendince "Milliyetçi" söylemlerle tabanını konsolide ediyor.
Ama Baykal'ın neyi hedeflediğini anlamak imkânsız.
Türkiye'yi demokrasiye ve AB'ye taşıyan bir parti CHP.
"Kürt Sorunu" üzerindeki ilk kapsamlı arayışın raporunu CHP hazırlamadı mı?
"Çarşaf açılımı" ndan "Kürt kapanımı"na geçişi anlamak nasıl mümkün olabilir ki?
Bu "Anlaşılması imkânsız" sözlerle ilgili bir masal-fıkra vardır.

Akılsız şehzade ve lalası

Padişah'ın tek oğlu akılsızın biriymiş. Padişah babası da "Bu oğlan bir gün tahta oturursa, ülkenin başı belaya girer" diyerek hep endişe içinde yaşarmış.
Bu akılsız şehzadenin yanına ülkenin en akıllı adamını "Lala" diye vermiş. Ona "Şehzadeyi hiç yalnız bırakma" diye emretmiş.
Bir gün ülkenin uluları iç ve dış sorunları tartışıyorlarmış. Onları dinleyen akılsız şehzade lafa karışmış ve "Bir ok attım kebap oldu" demiş.
Dinleyenler şaşkın, yüzlerini lalaya dönmüşler.
Lala şehzadenin söylediklerini hemen yorumlamış:
- Şehzade hazretleri avlanırken bir tavşana ok attı. Ok tavşanı vurmadı ama bir taşa çarptı. Çıkan kıvılcımdan orman yandı. Tavşan da yandı, kebap oldu... Şehzade hazretleri bunu anlatmak istiyor. "Bir sorunu çözmek isterken dikkat etmezseniz daha büyük sorunlar yaratırsınız" demek istiyor.
Bu yorumu dinleyen ülke uluları rahatlamışlar. Ülke sorunlarını konuşmaya devam etmişler.
Bu sırada şehzade yine lafa karışmış ve "Bir ok attım çorba oldu" demiş.
Ulular yine lalaya dönüp, yorumunu beklemeye başlamışlar.
Lala bir onlara bir de aptal şehzadeye bakmış,
- Bu kadar büyük zırvaya ben de kılıf bulamam, demiş.
Çeşitli konular hakkındaki açıklamalardan bazılarını dinlerken ben hep bu şehzadeyi hatırlarım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN