MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

"Kürt açılımı" önce Türk müziğinde yapılmıştı...

Bizim kuşağın yaşamının büyük bölümünde "Kürt" kelimesi sadece Kuzey Irak'ta yaşayan insan toplulukları için kullanılırdı.
Sınırı geçince "Kürt" kelimesi de buharlaşıverirdi.
İlk kez M. Şerif Fırat'ın "Doğu İlleri ve Varto Tarihi" kitabında (ilk yayımlandığı tarih 1954) konuyu yazılı olarak ele alan bir çalışma ile karşılaşmıştım.
Bu kitapta Türk aşiretlerinin nasıl Kürtleştikleri anlatılmaktaydı.
M.Şerif Fırat bir cinayete kurban gitti. O kitap da piyasadan çekildi.
Ama bütün bunlardan önce Türk müziğinde "Kürdi" makamı ve "Kürt" kelimesini akla getiren diğer makamlar vardı.
Doktorluğu yanında müzisyenliği ve yazarlığı ile de bilinen ama en önemli niteliği "Gerçek dost" olan Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, bu konuyu ele aldığı "haberx.com"daki ince mizahla dolu yazısında şöyle diyordu.

"Kürdi'li makamlar"
- ..ben Kürt kelimesini duyduğumda her şeyden önce makamlarımızı hatırlarım. Kürdi, acemkürdi, muhayyerkürdi... de aklımdan geçer geçmesine, ama kürdilihicazkârın yeri bambaşkadır gönlümde. Ondaki lezzeti, zevki, zarafeti diğerlerinde bulmak hayli zordur. Hükümete bundan böyle başta kürdîlihicazkâr olmak üzere kürdi, acemkürdi, muhayyerkürdî... hatta araban kürdi, gerdaniye kürdi, neva kürdi, hüseyni kürdi, bayatiaraban kürdi gibi makamlara özel önem verilmesi, bu makamlardan eser bestelenmesinin teşvik edilmesi ve radyolarda, televizyonlarda bu makamlardan saz eserleri ve şarkıların daha çok çalınmasının sağlanması... gibi tavsiyelerim var."
Bu "Kürdi" kelimesinin bir makamın ifadesi olarak müziğimize nasıl girdiğini hep merak ederim.
O zamana kadar "Ebu-Selik" olarak bilinen bu makama "Kürdi" adı Şeyhülislam Ladikli Mehmet Çelebi (Ölümü 1728) zamanında verilmiş.

Özal ve Tatlıses
Kürtçe'nin bir müzik gösterisi sırasında sahnede ilk kez icra edilmesine 1991'de tanık olundu.
Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın küçük oğlu Efe evleniyordu.
Swissotel'deki düğünün şeref konuğu eski Cumhurbaşkanı Evren'di.
Sahnede İbrahim Tatlıses vardı.
Özal Tatlıses'e "Bir tane de Kürtçe türkü söylesene" dedi.
İbrahim Tatlıses bu isteğe uyup bir Kürt türküsü söylemeye başlayınca, Evren masasındakilere veda edip düğün salonunu terk etmişti.
Çok sonra 1999 yılında Ahmet Kaya Magazin Gazetecileri'nin gecesinde "Kürtçe şarkılar da televizyonlarda yayınlanmalı" içerikli sözler söylediği için aldığı tepkiler sonunda ülkesini terk edip Paris'te kendi sürgününü yaşamaktayken 2000 yılında öldü.

Fasıldan Yakamoz'a

Bu yazıyı yazarken İPodumdan önce Nurettin Çelikli "Kürdilihicazkar" faslını dinliyordum.
"Kalbi sevdazedeler daim ah ile inler"i dinlerken Selanikli Ahmet Efendi'yi, "Koparan sinemi ağyar elidir"i dinlerken Bimen Şen'i, "Gurub etti güneş yine dünya karardı"yı dinlerken de Kürdilihicazkarın efendisi Hacı Arif Bey'i andım.
Yazının sonuna gelirken de Ahmet Kaya'nın "
Yakamoz"unu bir onun bir de İbrahim Tatlıses'in yorumundan dinleyerek noktayı koydum.
"Yağmur yağar ıslanırsın vay aman
Güneş doğar kaybolursun vay aman
Ay ışığı der durursun vay aman
Yakamozsun sen
Sessiz sessiz ağlar gibisin vay aman
Güneş doğdu gideceksin vay aman
Bırak ay gitsin sen kal bu gece vay aman
Umudumsun sen
Sessiz sessiz ağlar gibisin vay aman
Bırak ay gitsin sen kal bu gece vay aman..."
BİZE ULAŞIN