MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Tek başına olabilmenin dayanılmaz ağırlığı...

Bir kampın üyesi olmadan yaşamak bu kadar mı zor?
Siyasette ve toplumsal yaşamda gerçekten her şey ya ak ya da kara mı?
Doğru olanı bulmak mı istiyoruz ya da o doğruyu karşı kamptakiler seslendiriyorsa ona yanlış demek zorunda mıyız?
Daha somuta indirgeyeyim meseleyi.
Diyelim ki iktidardaki AK Parti'nin icraatını ve Başbakan Erdoğan'ı destekliyorsunuz...
Bir medya grubuna salınan vergi cezası söz konusu edildiğinde Başbakan'ın Al Capone'yi hatırlatmasını savunmak zorunda mısınız?
Ya da Başbakan bir üniversitede konuşurken Yahudilerin "ticari zekâsını" överek, oturdukları yerde para bastıklarını söylemişse, bunun yanlış olduğunu, dini aidiyet ve etnik kimlik üzerinden genelleme yapmaların ırkçılığa girebileceğini düşünseniz bile, söylemeyecek misiniz?
Diyelim ki AK Parti iktidarına ve Başbakan Erdoğan'a karşısınız...
Bu iktidarı askeri darbe yoluyla devirmeyi amaçlayan örgütlenmelerin yargı önüne götürülmesini yanlış mı bulacaksınız?
Sırf iktidara karşı olduğunuz için Kürt Sorunu'nu bölücü terörden soyutlamayı amaçlayan veya Türkiye-Ermenistan ilişkilerine getirilmeye çalışılan barışçı ve uzlaşmacı çözümlere karşı mı çıkacaksınız?

Suskunluk şart mı?

Diyelim ki bir gazetede köşe yazıyorsunuz.
Bu gazetenin sahibinin çıkarlarının veya genel yayın yönetmeninin vücut salgılarının yansımaları, sizin tüm düşüncelerinizle yüzde yüz uyuşmak durumunda mıdır?
Yanlış bulduğunuz durum ve tutumlar konusunda o gazeteden ayrılana kadar susmak zorunda mısınız?
Bir gazetenin bordrosu ile bir siyasi partinin üye listesi arasında fark olmadığını düşünenlerden misiniz?
Gerekirse "Tek başına kalmak" gerçekten bu kadar ürkütücü bir durum mudur?
Her vesile ile topluma hedef olarak gösterdiğiniz "Çağdaş uygarlık"ın, gerektiği zaman tek başına kalmayı göze alanlar tarafından bugünkü düzeyine getirildiğini bilmiyor musunuz?
"Mahalle baskısı"nın sadece inançları ve gelenekleri değil, önyargıları ve hoşgörüsüzlükleri de mahallelilere zorladığını neden hiç gündeme getirmiyorsunuz?

Gülme komşuna

Siz yargının "Bağımsızlığı"nı savunurken yargının "Tarafsızlığı" da gündeme getirilince neden susuyorsunuz?
"Gülme komşuna gelir başına" içerikli yakınma yazıları yazarken, çok yakın geçmişte zor durumlara düşen komşularınıza gülmekle kalmayıp bir de tekme attığınızı hatırlamıyor musunuz?
Piyango bileti almadığınız halde ikramiye çıkan bilet sahiplerini neden çekemiyorsunuz?
Aktif siyasete girmeden iktidar sahibi olmayı nasıl mümkün görebiliyorsunuz?
Gazete yazarı olarak tatile çıktığınızda iktidarın rahatlayacağına veya iktidarın kendisini boşlukta hissedeceğine gerçekten inanıyor musunuz?
Siz savunmadığınız zaman iktidarın devrilebileceği kuşkusunu taşıyor musunuz?
Siz olmasaydınız bu ülkeyi yönetmek daha mı kolaylaşırdı gerçekten?
Ya da siz desteklemeseydiniz iktidar ayakta duramaz mıydı?
Sahi... Siz dururken Barış Nobeli'ni neden Obama'ya verdiler ki?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN