MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Ya al lafı koy rafa ya da onu şarkı sözü yap...

Tamam anladık.
Siyaset böyle bir meslek.
Siyasetçiler rakipleri hakkında her şeyi söyleyebilirler.
Sonra da bu söylediklerini yok sayıp koalisyonlar da kurabilirler, kol kola girip ulusal birlik gösterileri de yapabilirler.
Ama siyasetçi olmayanların siyasetçilerin bu tür davranışlarını en azından alaya almak hakları da yok mudur?
Son dönemde medyaya da yansıyan siyasetçi konuşmalarını izlerken aklıma hep Voltaire geliyor. "Aydınlanma"nın bu önemli düşünürü "Söylenen sözler kabul edilmeyecek kadar akla aykırı ise bunları şarkı olarak söylediğinizde garip kaçmayabilir" demiş.
Voltaire'in bu söyleminden giderek, son dönemde hangi siyasetçilerin şarkı sözü yazarı olmaya heveslendiklerini saptamaya çalıştım.
Açıkçası bu alanda CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'la yarışabilecek bir başka siyasetçi yok.
Çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmalarda söylediklerine kendisi de inanıyorsa, işimiz çok zordur.
CHP'nin son TBMM Grup toplantısında Sayın Baykal'ın yaptığı konuşmadan bir bölümü siz sayın okurlarıma aktarırsam ne demek istediğimi anlarsınız.

Esip gürlemiş
Şunları söyledi Deniz Baykal:
- Kürt açılımı Meclis'e geliyor. Ne zaman geliyor? 10 Kasım'da geliyor. 29 Ekim'i veremedik, 10 Kasım'ı mı yapalım diyorlar. Yani düşünüyorum, Kürt açılımının Atatürk'ün ölüm gününde getirilmiş olması, derin bir anlam mı taşıyor? Birisi bilerek bir şey mi ifade etmeye çalışıyor? Atatürk artık aramızdan ayrıldı, şimdi biz bunları yapabiliriz mi demek isteniyor?
- Eğer öyleyse bunun tabii anlamını hep beraber tespit ediyoruz, eğer bu açılım TBMM'ye gelecek ise Türk bayrağının yarıya indiği bir günde getirilmiş olmasının da çok özel bir anlamı vardır. Türk bayrağının yarıya indirildiği bir günde, Meclis'te biz bu açılımı konuşacağız. Bozacağız hiç merak etmeyin.
- Bu açılımlar nerelerden nereye geldi? Bu Kürt açılımı daha ilk adımında gerçek yüzüyle ortaya çıktı.
Ne olduğu anlaşıldı. Nereye açılım olduğu görüldü. Kürt açılımı sözünün yanlış olduğu, bunun aslında PKK açılımı olduğu net bir şekilde ortaya çıktı.
Ne dersiniz?
Voltaire'in özdeyişini yine hatırlamakta haklı değil miyim?
Gerçekten "Söylenen sözler kabul edilmeyecek kadar akla aykırı ise bunları şarkı olarak söylediğinizde garip kaçmayabilirler."
Aslında Baykal'ın konuşmasının bazı bölümleri şarkı sözü olarak değerlendirilirken, takvimdeki hangi günlerde nelerin yapılamayacağı ve hangi konuların görüşülemeyeceği gibi bir liste yapılması da düşünülmelidir.
Bunun yanında Baykal'ın "Atatürk artık aramızdan ayrıldı, şimdi biz bunları yapabiliriz mi demek isteniyor" şeklindeki sorgulaması da günlük hayatın ve siyasetin her alanına taşınmalıdır.
Bu şekilde "Darbe destekçiliği" de enine boyuna tartışılmaya başlanır.

Siyasi hazımsızlık

Ayrıca "Atatürk CHP'yi kendini sosyal demokrat olarak sunan ulusalcı parti olsun diye mi kurdu" benzeri sorunsallara da girilebilir!
Bu noktada yine Voltaire'in bir başka özdeyişini hatırladım.
Şöyle demiş mealen:
- Kendi yaşamlarında başarılı olanlar babalarının ve dedelerinin kim olduklarını hatırlatmaya gerek duymaz.
Bu yazıyı çağımıza damgasını vuran bir siyasetçinin yani Winston Churchill'in bir cümlesi ile noktalayayım:
- Söylediğim sözleri yuttuğum zamanlarda hazımsızlığa uğradığım hiç olmadı...
Türk siyasetinin tüm şarkı sözü yazarlarının midelerinin sağlam olduğunu ümit etmekten başka çaremiz yoktur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.