MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

"Çarmıha gerilmek" kavramının ilk kullanılışı mı bu?

Almanya'nın Bremen Eyaleti'ni temsilen erkek güzellik yarışmasına katılan 23 yaşındaki üniversite öğrencisi "Mete Kaan Yaman", 15 kişi arasından "Mister Germany 2009" unvanı kazanmış.
Bu yakışıklı delikanlının adına bakarak onun bizlerden olduğunu söyleyebiliriz.
Ama acaba Türk mü, Kürt mü, Sünni mi, Alevi mi olduğunu adından çıkartabilmemiz mümkün değildir.
Kazara bu yarışmada erkek güzeli seçilenin adı "Ahmet Türk" olsaydı, onun etnik kökenini veya mezhebini anlayabilir miydik ki?
Pazar günü Cine5'deki "Kırmızı Hat"ta konuşmacı olan Hak-İş Başkanı Salim Uslu "Anayasal vatandaşlık" kavramını irdelerken bu durumu şöyle sorguluyordu:
- Alman vatandaşı olan insanlarımız için üst kimliklerinin "Alman" olması sorun teşkil etmiyor. Çünkü onlar etnik kökenlerini değil, sahip olacakları vatandaşlık haklarını, refahı ve özgürlükleri düşünüyorlar. Etnik kökenlerin ön plana çıkartılması sonucu "Türk" olmak Türkiye'de tartışma konusu oluyor.
Aslında dünyanın tam orta yerinde bulunmamıza, kıtaların ve kültürlerin kavşak noktasında olmamıza karşın, çeşitli kavramlara ve gerçeklere dünyalı gözüyle bakamıyoruz.

Bir kitap

Son olarak Ortodoksların Patriği Bartholomeos'un CBS'de yaptığı konuşmada "Bazen çarmıha gerilsek de burada kalmayı tercih ediyoruz" demesini de çok yadırgadık ve bu sözler ilk defa söylenmiş gibi reaksiyon gösterdik.
Masamın üzerinde, yıllar önce New York'ta satın aldığım bir kitap var.
Yunanca ve İngilizce paralel metinli ve 1991 basım tarihli bu büyük boy kitabın başlığı "Hıristiyanlığın Çarmıha Gerilişi."
Kitabın yazarı gazeteci Dimitrios Kaloumenos, 1955'in 6-7 Eylül gecesi İstanbul'da ve İzmir'de yaşayan Rumların evlerini, işyerlerini, ibadethanelerini, mezarlıklarını hedef alan kitlesel saldırı ve yağmaları inceleyip belgelemiş, fotoğraflamış.
Kitabın önsözünü yazan Atina Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Neocles Sarris de "Kültürün onarılmaz biçimde tahribi açısından İstanbul'un asıl düşüşü 29 Mayıs 1453'teki Fetih'te değil 6-7 Eylül 1955'te gerçekleşti" demiş.
Kitapta New York Belediye Başkanı Robert Wagner'in, 6-7 Eylül'deki "Vahşi saldırılar"a hedef olanları anmak için 1955'in 23 Ekim'ini "Dua günü" ilan eden konuşması da var.
Patrik Bartholomeos "Çarmıha gerilmek" kavramını kullandığı için tepki toplayan konuşmasında ne diyordu?
- 120 bin Rum vardı, şimdi 3 bin kişi kaldı. 'Kendileri gitti' diyorlar. Kim durup dururken başka yerde sıfırdan başlamak ister. 6-7 Eylül olayları, Varlık Vergisi, Aşkale Sürgünleri ve Kıbrıs yüzünden, Türk-Yunan çatışmalarının kurbanı cemaatimiz oldu.

Ne istiyor?

- Dünyanın en eski manastırı, Mısır'da Sina Çölü'ndedir. Burada Hz. Muhammed'in Müslümanlar'a hitaben yazdırdığı bir mektup bulunuyor. Peygamber, müminlere 'Manastırdaki Hıristiyanları koruyun, dünyanın her yerinde onların inancına saygı gösterin' buyuruyor.
- Bu ironik bir durum. Başbakanı, bakanları defalarca ziyaret ettim. Ama hükümetten yardım görmedim. Burası bizim için Kudüs kadar kutsal topraklardır. Bazen çarmıha gerilsek de burada kalmayı tercih ediyoruz.
Peki ne istiyor Patrik?
- Heybeliada Ruhban Okulu barış, birlik ve sevgi telkininde bulunan insanları hazırladı. Şimdi bu imkân verilmiyor. İnsanlık onuru rencide ediliyor. Başbakan'ı ziyaret ettim, sorunlarımızı dile getirdim ve 'Neden' diye sordum, yardım istedim. Ama cevap almadım.
Bu noktada Patrik'in Hürriyet'te Fatih Çekirge'nin köşesini okuduysa, herkesin eşit olduğu bir ülkede yaşadığı için mutluluk duyabileceğini söylemeliyim...
Şöyle başlıyordu Çekirge'nin köşesi:

Herkes eşittir

- Ankara'daki Alevi Çalıştayı'nda Arif Sağ söz isteyip ayağa kalıyor. Elinde İstanbul Valiliği'ne ait bir yazı. Okumaya başlıyor:
"Şimdi size bir belge açıklayacağım. İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağırıcı, Büyükşehir Belediye Meclisi'nin cemevleriyle ilgili bir sorusuna bakın nasıl cevap veriyor:
"Cemevlerinin ibadethane sıfatıyla açılması dinen mümkün görülmemektedir. Ancak kültürel bir kurum olarak açılıp açılmayacağı ilgililerin takdirine kalmıştır."
Belgeyi okuduktan sonra Sağ ekliyor:
"Bu zihniyet değişmediği sürece açılım olur mu? İstanbul müftüsü böyle düşündüğü sürece..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.