MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Anılar yaşlıların da demokrasinin de bastonudur...

Geçenlerde NTV'deki Yorum Farkı programında da İsmet Ay'ın annesinin "Anılar"a bakış açısını hatırlattım.
Annesi sürekli geçmişten alıntılar yapıp anılarını anlatınca, İsmet Ay "Neden hep anılarından söz ediyorsun" diye sormuş.
Annesi ona "Çünkü anılar yaşlıların bastonudur" diye cevap vermiş.
Aslında toplumlar için de anılar (Veya tarih) aynı işleve sahip değil midir?
Bugünün olaylarında rol alan aktörlerin dün neler yapıp neler söylediğine baktığınızda, hüküm vermek durumunda olan aklınıza ve vicdanınıza sanal bir baston destek verir.
Kimlerin söylemlerinin gerçekten özgürlük ve doğruluk için seslendirildiğini, kimlerin de sadece çıkar hesaplarına dayalı bir çizgi izlediğini görürsünüz.
Kendilerini "Muhalif medya", kendileri gibi düşünmeyenlerin çalıştığı gazeteleri de "Yandaş medya" olarak sunanlara ve rejimin sivilleşmesi sürecini "Faşizme gidiş" olarak karalamaya çalışanlara bir kez daha Tek Parti döneminden kalma bir anıyı aktarayım.

Alçak muhalifler
Çok Parti'ye geçiş denemesinin sonu olan Serbest Fırka'nın kapanmasından 12 gün sonra 1930'un 29 Kasım günü, CHP'nin organı Hâkimiyet- i Milliye'de Falih Rıfkı'nın başyazısı şöyle başlar:
- Hiç şüphe etmeyiniz, bütün bu muhalif gazeteciler, hepsi bir kelime ile alçaktır.
Balkanlar'dan Amerika'nın öbür ucuna kadar böyle mahluklar, casus ve baba katili gibi en iğrenç mücrimlerle bir sıraya konulur ve şahsi hürriyetleri bile kendi ellerine teslim edilemez. Biz ise gazete denilen müesseseyi teslim etmişiz...
1930'dan 2000'lere gelelim.
TBMM'de RTÜK yasası görüşülüyor.
O dönemin "Yandaş medya"sı bu yasanın mutlaka çıkması için tüm gücünü seferber etmiş.
Hasta Başbakan Ecevit'i sabaha kadar TBMM'de oturmaya zorlamaktalar.
DYP Grup Başkanvekili Nevzat Ercan, "Bu RTÜK Kanunu, televizyon düğmesini, siyasal iktidarın elleriyle, şantajcıların ellerine altın tepside sunuyor" diye basın toplantısı yapmakta.

Çıkar üzerine yazılar
7 Mayıs 2002 tarihli Hürriyet'te Ertuğrul Özkök, RTÜK yasasının çıkmasına karşı olan "Karanlık güç odakları"na karşı, "Aydın ve aydınlık güç odakları" adına, duruma el koymaya karar verdiğini açıklıyor ve "günlerdir bize küfreden herkesi, sanal bir düelloya çağırıyorum" diyor.
Yazı şöyle devam ediyor:
- Meclis'te bu sahtekârlık kanununu değiştirmeye çalışan milletvekillerine etmedik hakaret bırakmayan dinci partilerin milletvekillerine ve onlarla aynı safta saf tutan medya cemaatine sesleniyorum!..
Durum ortada...
28 Şubat post-modern darbe döneminin Falih Rıfkı'ları, kendi çıkarlarına karşı duran kesimleri ya "Dinci" ya da "Medya cemaatleri" nin mensupları olarak suçlamaktalar.
Yani mesele sivil ya da askeri faşizme karşı direnmek falan değil.
"Basın özgürlüğü" ise onlar için sadece laf...

28 Şubat öncesi ve sonrası
İsterseniz 1995'ten de bir alıntı yapayım.
O dönemde Sabah gazetesi, Başbakan Tansu Çiller'e destek vermektedir.
ANAP Genel Başkanı olan Mesut Yılmaz, 21 Ekim 1995'te, o zaman Uzan'ların olan Star'daki "Kırmızı Koltuk"ta yaptığı konuşmada şunları diyor:
- Bugün medya, halkın menfaatlerini koruyan değil, tam tersine, bir bölüm medyayı kastediyorum, örnek veriyorum, Sabah'ı özellikle kastediyorum... Demokrasimizin bugün en önemli sorunlarından birisi, işte bu bir bölüm medyadır, satılmış medyadır. Hep bir bölüm medyayı kastediyorum. Bunun belgeleri var elimizde.
Daha sonra 28 Şubat döneminde Sabahçıların Başbakan olarak atanan Mesut Yılmaz'a ne övgüler düzdüklerini hatırlıyor musunuz?
Ne dersiniz?
İsmet Ay'ın annesinin "Anılar" için söyledikleri çok doğru değil miymiş?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN