MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Rüşvetin olmasa da darbenin belgesi olabilir

Hatırlar mısınız bilmem. Bir yolsuzluk davasında sanıklardan biri diğerine "Rüşvetin belgesi olur mu p....nk" diye bağırmıştı.
Şimdi Taraf'ta yayınlanan "Balyoz Darbesi"ne ilişkin belgeler üzerine de birileri "Darbenin belgesi olur mu" diye bağırmayı mutlaka düşünmektedirler.
Hatta Taraf'ın yayınladığı belgelerde imzası bulunduğu iddia edilen eski 1'inci Ordu Komutanı emekli Org.Çetin Doğan'ın şu demeci de Saygı Öztürk imzasıyla yayınlandı Hürriyet'te:
- 'Balyoz Sıkıyönetim Komutanı' diye herhangi bir kâğıda imza atmadım. Böyle salakça bir şey olabilir mi? Bunlar olacak şey değil. Bilebildiğim kadarıyla darbelerin planları olmaz. 27 Mayıs'ın da, 12 Mart'ın da, 12 Eylül'ün de bildiğim kadarıyla planı yoktur. Harekât başkanlığı yaptım. Olsa bilirim.
Oysa darbenin de belgesi olur.
Eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in "Milliyet Yayınları"ndan çıkan dört ciltlik "Anılar"ının 1'inci cildinde 12 Eylül 1980'de gerçekleştirilen "Bayrak Darbesi"nin belgesi var.
26 Ağustos 1980 günü Genelkurmay Başkanı Org. Evren'in Genelkurmay'daki odasında Kuvvet Komutanları ve 2'nci Başkan Necdet Öztorun toplanıyorlar.
Darbe tarihi olarak 5 Eylül belirlenince, Öztorun "Ankara sıkıyönetim komutanı göreve yeni başladı, hazırlıkları yetiştiremezmiş" diyor.

Acaba hangi gün olsa...

Evren "7" rakamının hayatında oynadığı rolleri hatırlayıp 7 Eylül ve 17 Eylül'ü düşünüyor. Ama bu günler "Uğurlu Cuma"ya gelmediği için vazgeçiyor ve "12 Eylül"de karar kılınıyor.
"Milli Güvenlik Konseyi" adı benimseniyor, Org. Haydar Saltık'ın Genel Sekreter olması karara bağlanıyor.
Genelkurmay Başkanı'nın odasında toplanan komutanlar önce Başbakan Demirel'e gitmeyi ve "Yarın darbe yapacağız, sen istifa edersen işimizi kolaylaştırırsın" demeyi düşünüyorlar.
Sonra böyle bir davranışı mantıksız buluyorlar.
Uzun uzun siyasi liderleri nerelerde zorunlu ikamete tabi tutacaklarını tartışıyorlar.
Gelibolu'daki Hamzakoy kamp tesisleri, İzmir Menteş'teki Harp Okulu ve Uzunada Deniz Kuvvetleri motelleri belirleniyor.
Milletvekilleri için de Ankara'daki İstihbarat Okulu uygun bulunuyor.
Darbe sonrasındaki anayasal durumun ne olacağı tartışılıyor.
Evren "Anılar"da "Hukukçu arkadaşımız Emin Paksüt 12 Eylül'den sonra bu konuda bize yardımcı olarak 2326 sayılı Kanun'u hazırladı ve bu kanun bize çok yardımcı oldu" diyor.
Hazırlıkların tam yapılması için 1 Eylül'de sıkıyönetim komutanlarının ast birlik komutanlarına durumu açıklamaları ve ek planlar yapmaları için karar alınıyor.

Tarihi vesika imzalanıyor

Darbenin bütün ayrıntıları konuşuluyor 26 Ağustos toplantısında.
Evren sonrasını şöyle anlatıyor "Anılar"ında:
- Bu konuşmalar sonunda tarihi bir vesika olması düşüncesiyle İkinci Başkan kendi el yazısı ile vardığımız kararları kaleme aldı ve bu vesikayı hepimiz imzaladık.
Evren'in Anılar'ında bu vesikanın (veya belgenin) tam metni ve imzacı subayların isimleri de var.
Taraf gazetesinde iki gündür yayınlanan ve "Balyoz Darbesi"nin harekât planlarının oluşturulduğu iddia edilen toplantı zabıtlarını yansıtan belgeleri okurken, dün bu sütunda "Ya bunlar doğruysa" diye olaya yaklaşmıştım.
Galiba bugün bazı konularda kuşku bulutlarının dağılmış olması gerekiyor.
Örneğin belgelerde sözü edilen toplantı yapılmış.
Bunu dün Genelkurmay da resmi bir açıklama ile şöyle doğruladı:

Plan semineriymiş
- Plan Semineri, giderek tırmanan bir gerginlik dönemini kapsayan bir senaryo içerisinde uygulanmıştır. 1'inci Ordu Komutanlığı sorumluluk bölgesinde icra edilen bu Plan Seminerinde, Ordu Geri Bölge Emniyeti ve savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi halinde de uygulanan sıkıyönetim konuları üzerinde de durulmuştur.
Ayrıca "Belgeler"de "Komutan" olarak adı geçen emekli orgeneral Çetin Doğan da bu "Seminerler"e Ordu Komutanlığı bünyesinde görevli subay ve generaller yanında KKK ve Gnkur. başkanlarının ve birlikte getirdikleri general ve subayların gözlemci olarak katıldıklarını doğrulamış bulunuyor.
Ancak Genelkurmay'ın dünkü açıklamasında şunlar da belirtildi:
- Bu Plan Seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir. Söz konusu iddiaları ciddiye alarak üzerinde yorumlar yapılmasının ve bilgi kirliliği yaratılmasının; özellikle toplumumuzda tedirginlik yaratmak isteyenlerin amacına hizmet edeceği değerlendirilmektedir.
Evet... Dün "Ya bunlar doğruysa" demiştim.
Bugün ise ancak "Böyle salakça bir şey olabilir mi" diyebiliyorum.
BİZE ULAŞIN