MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Kaçıncı fasl-ı bahar bu, solar gider emelim...

Türk müziğine tutkun olanlar için "Fasıl" vazgeçilmezlerden biridir.
Fasıl "Meşk" geleneğinin en önemli uygulama alanıdır.
Geçen hafta perşembe akşamı, Rejans'ın da bulunduğu Beyoğlu'nda Olivia Geçidi'ndeki "Victoria"da, Serhanende Nurettin Çelik'in icra ettiği Acemaşiran faslını dinlerken, masada karşımda oturan Tülün Korman'a baktım.
O da benim gibi kendinden geçmişti.
Bizim masadakilerden Güzin Değişmez de, hanendeler ile sazendeler topluluğuna, Nurettin Çelik'in yanında katılmıştı.
Acemaşiran'ın pırlanta besteleri birbiri ardınca gönül tellerimizi titretiyorlardı. "Zehrolsa bile"yi "Kime halim diyeyim" izliyor, "Gam çekme güzel"i "Fettan gülüşün" tamamlıyordu.
O gece sazendeler arasında bulunan kanuni Savaş Özkök, genç bir Antepliydi... Okuldaki tez konusu olan Artaki Candan'ın bestelerini "Çantalık Şarkılar" diye Kaf Müzik'ten albümleştirmiş.
Değerli ses sanatçısı İnci Yaman'ın oğlu Gürcan yaman ut çalmaktaydı.
Kemanda da o gece Baki Kemancı'nın yerinde Volkan Gümüş vardı. "Victoria Meyhanesi"ni Osmanlı bankeri Agopyan'ın torunu Anyes çalıştırıyor. Fransa'da doğmuş. Yirmili yaşlardan sonra Türkçeyi, arkasından da kanun çalmayı öğrenmiş. İstanbul'a gelip yerleşmiş. Osmanlı Müziği Vakfı'nı kurmuş.

Agopyan davaları

Victoria'da da perşembe fasıllarında bir masada oturup bütün şarkılara yerinden eşlik ediyor. "Agopyan" adını bu aileye ait olan ve geçmişte el konulan Kireçburnu ve Tarabya'daki dönümlerce taşınmazların geri verilmesi davaları dolayısıyla duymuş olabilirsiniz.
Bu "Fasıl" olayını, önceki gün, cuma akşamı da Fehmi Koru-Erhan Köknar ikilisinin gelenekleştirdikleri fasılda bir kez daha yaşadım.
Hiç aksamadan her ay düzenlenen fasılların Yeniköy'de Sait Halim Paşa yalısındaki bu sonuncusunda, gedikli katılımcılar olan bizlerin dışında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de vardı.
Dr. Adnan Çoban yönetimindeki fasılda, Cumhurbaşkanı Gül'ün de şarkılara yerinden katıldığını görerek mutlu oldum.
Rahmetli Turgut Özal'ı 1980'in çok öncesinde böyle bir ev faslında tanımıştım.
Zekai Dede'nin Acemaşiran bestesi "Bin Cefâ Görsem Ey Sanem Senden" söylenirken Özal'la yan yana yerimizden katılmıştık fasla... "Bu beste benim hayatımı değiştirdi" diyerek Teknik Üniversite'deki öğrencilik yıllarını anlatmıştı daha sonra bana.
Özal'la dostluğumuz bir fasılda başlamıştı.

Amatör yıldızlar

NTV radyosunda "Makam Farkı" programını banda alırken, Oğuz Haksever'le birbirimize hep "Bu müzik olmasa biz ne yapardık" diye sorarız.
Fehmi Koru-Erhan Köknar fasıllarına katılan "Dinleyiciler" arasında da bizim gibi müziksiz bir dünyayı düşünemeyenler çok fazla.
Mesela THY'nin Yönetim Kurulu eski başkanı Candan Karlıtekin, bir şirketin üst yöneticisi olan Turgut Atalan, finansmancı Mehmet Ali Akben...
Bu isimler her fasıldan sonra "Yıldızlar" arasında gerçekten mükemmel sololar yapıyorlar.
Ve her fasılda yanağını uduna yapıştırmış, gözlerini kapatmış, hem çalan, hem de söylenen şarkıyı mırıldanan Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'ya bakıp, müziği tıbbın yanında aynı ağırlıkta tutan Alaeddin Yavaşça'yı, Nevzad Atlığ'ı anıyorum.
Bu fasılda da, Samime Sanay'ı, Eda Karaytuğ'u, Aylin Şengün Taşçı'yı, Melihat Gülses'i hep birlikte dinledik.
Hafız Post da, Dede Efendi de, Osman Nihat Akın da aramızdaydılar.
Yaşayan ölümsüzlerden ise Amir Ateş bizimleydi o gece. "Bir kızıl goncaya benzer dudağın"ı Amir Ateş, Fehmi Koru ile birlikte söylerken baktım, Cumhurbaşkanı Gül de oturduğu yerden katılıyordu şarkıya.
İki yalı ötede Münir Nurettin'in Sipahi Ocağı konserlerini babamın ve Yahya Kemal'in yanında, aynı masada izlediğim uzak geçmişin yaz akşamlarını düşündüm.
Gece sona ererken, Yahya Kemal'in Siste Söyleniş'ini duyuyor gibiydim:
"Birden kapandı birbiri ardınca perdeler...
Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN