MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Bir kitapta bin tane hikmet bulabilirsiniz...

İnsan babasını seçmez ama onu sever, ona bağlanır.
Bazen de sevmekten öteye babasını beğenir ve onu kendisine model olarak alır.
Madenci ve hukukçu Rüştü Alçı'nın "Arafa mı Harvard mı" (Maviağaç Yayıncılık) kitabını okumaya başlamadan önce kızı Nagehan Alçı'nın yazdığı önsözdeki şu cümlelerde, yukarıda söylediğimin somut ifadesini buldum...
"- Babalık kazanılan değil, doğal olarak elde edilen bir mertebe. Her çocuk babasını sever. Ama aynı şekilde değil. Bazıları sadece "Baba"sı olduğu için sever. Bazıları ise "Ben bu adamı babam olmasa da çok severdim" der. Ben şanslıyım, çünkü ikinci gruptanım. Babamı onun tarifine uygun bir "İnsan" olduğu için çok seviyorum! Ve beni bu kitaptaki felsefeye uygun "inşa" etmeye çalıştığı için ona teşekkür ediyorum."
Kitabın sayfalarını çevirirken Akşam yazarı meslektaşım sevgili Nagehan'ın ne demek istediğini çok iyi anladım.

Harvard yerine Arafa
İlkokul bittiğinde Rüştü Alçı'nın Talas Amerikan Koleji'ne gönderilmesi söz konusu olmuş. Ama yaşı küçük olduğu için onu yatılı okula göndermek "Evden uzaklaştırma anlamına gelir" denilerek bundan cayılmış.
Aradan geçen yılların ve yaşadıklarının sonunda Rüştü Alçı "İyi ki liseye gitmişim. İyi ki Arafa'ya gelmişim. Koleje gitseydim belki Amerika'da belki de Harvard'da okuyacaktım" diyor...
Sonra Harvard'da cevabını bulamayacağı ama Arafa köyünde cevaplarını bulabileceği soruları sıralıyor.
Ve şöyle diyor:
"- Arafa'da çözüm basit. Temele kolay iniliyor. İnsanlar birbirinden farklı olabilir ama üstün asla. Ana kural bu, temel sorun bu. Üstünlük olmayınca kimse kimseyi suçlamayacak. Suçlama olmayınca da insanlar iyi-kötü diye ayrılmayacak. Arafa mantığı bu kadar sade, basit ama mükemmel. Mükemmellikte sadelik vardır."

Hayat dersleri

Kitabı okuduğunuzda Rüştü Alçı'nın yaşamında edindiği deneyimlerini izleyebilecek ve Arafa sadeliğinin çözümlerini daha derinine anlayacaksınız.
Ben bu kitaptan bazı cümleleri (veya özdeyişleri) aktararak, Nagehan Alçı'nın babasına duyduğu hayranlığın kanıtlarını örnekleyeyim...
İşte bazı cümleler:
- Dostunuzu istedikleriniz arasından değil isteyenler arasından seçebilirsiniz.
- Korku cesaretle değil bilgi ile yok edilir.
- Milliyetçilik insanlığın bir bölümünü düşünmektir.
- Ancak görmeyen göz kazaya görünmez diyebilir.
- Öleceğini bilen insanın öleceğini öğrenmesi hazindir.
- Para kazanılırken değil de harcanırken mutluluk veriyorsa güzeldir.
- Görev üstünlüğü insanı önemli, görevdeki başarı ise değerli kılar.
- Sofrayı seyretmekle yemeğin tadına varılmaz.

Doğmak ve ölmek
- İnsan doğmak kolay, insan ölmek zordur.
- İnsana övülmek yakışır, öğünmek değil.
- Tavuk rahatlamak için yumurtlar.
- Soğanı soyarken gözden yaş gelmesi olayın acı olduğunu göstermez.
- İnsan toprağa ezmek için değil yürümek için basar.
Rüştü Alçı'yı kitabından ötürü kutlamak istediğimde onu hastanede buldum.
Yoğun bir tedavi görmekteydi.
Ona sağlık diliyorum.
Arkadaşım ve meslektaşım Rasim Ozan Kütahyalı ile hayatını birleştiren Nagehan Alçı'nın babası gibi, hem sevilmeye hem de beğenilmeye layık insanları dünyaya getirmesini ümit ediyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.