MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Kararsız vesayetçiler tribünden durumu izliyorlar...

Yönetim kuramcılarına göre yönetici her an kararlar alan bir kişidir.
Bu kararlardan bazıları yanlış olabilir, ama yönetici ara vermeden kararlar alır.
Ancak bir başka görüş de "Karar almayı gerektirecek bir durum yoksa karar almamak daha doğrudur" şeklinde yaklaşır yönetime.
Bu tür tartışmalı yaklaşımlar yaşamımıza ilişkin gelişmelere de ışık tutarlar.
Örneğin derinde varlıklarını koruyan ve çözüm bekleyen sorunlara rağmen her şey yolunda giderken, bu sorunlardan birini çözmeye karar verdiğinizde sorunların tümü birden hayatınızı alt üst edebilir.
Örneğin siyasette kuşaklar boyudur dokunulmamış sorunlar vardır.
"Kürt realitesi" bölücü teröre varan bir boyutta, can ve mal güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir.
"Vesayetçi rejim" seçilmiş siyasetçileri korkuluklara dönüştürmüştür.
Seçilmişlerin bazı alanlara el atmaları adeta yasaklanmıştır.
"Aman Amerika'yı kızdırmayalım" çizgisindeki dış politikanıza da Kıbrıs sorunu ile Ermeni iddiaları ipotek koymuşlardır.

Böyle gelmiş böyle gider

Böyle bir ortamda Başbakan olduğunuzda ya bu durumları değiştirecek kararlar alırsınız.
Ya da "Böyle gelmiş böyle gider" diyerek işi idare eder ve hiç karar almadan sorunlar sizi devirinceye kadar günleri geçiştirirsiniz.
Tabii ki kararlar alan ve sorunların üzerine giden bir başbakan tercih edilir.
Hatta bu kararlardan bazıları çözüm bekleyen sorunları azdırsa ve düne kadar beklenmeyen problemler ürese bile, bu durum kararsızlıktan daha iyidir.
Yakın siyasi tarihimizde karar alan başbakanların serüvenlerini hep birlikte izledik.
Örneğin Turgut Özal 1930'lardan beri tartışılmadan uygulanan ve hatta kutsanan korumacı dış ticaret ve katı kambiyo rejimini değiştirmeseydi, hâlâ döviz krizleri yaşayan bir ekonomik ortam içinde olmayacak mıydık?
Özal'ın "2'nci Değişim Programı" uygulanabilseydi, Türkiye 21'inci yüzyıla çok farklı konumda girebilirdi.
Ama 1990'lı yıllar kararsız statükocuların egemenliği içinde geçti.
Hatta darbelerle devrilmiş başbakanların sonunda vesayet rejiminin muhafızları olduklarını da gördük.

Tabular yıkıldı
Şimdi Tayyip Erdoğan da karar alabilen ve bugüne kadar görmezden gelinen sorunların üzerine giden bir başbakan.
Siyasetin gündeminde neredeyse tabu konu kalmadı.
Daha ötesi var mı?
Devlet televizyonunda Kürtçe yayın yapan kanal var.
Dün Kürt seçmenleri temsil eden milletvekilleri polis tarafından yaka paça otomobillere tıkılıp cezaevine gönderiliyordu.
Bugün Kürt seçmenleri temsil eden partinin TBMM'de grubu var.
Ancak bazen uyutulan sorunların üzerine gidilip bunlara çözüm üretmek amaçlı kararlar alınınca, bu sorunlar daha farklı boyutları ile de gündemi işgal edebilir.
İşte bu noktada yeni kararlar almak gerekiyor.
Bu kararların demokrasiyi ve temel haklarla özgürlükleri zedelememeleri gerekiyor.
Her yeni karar eski kararın hedeflediğinden daha ilerideki bir çözümü üretmek durumunda olmalı.
Ve artık biliyoruz ki, bu dönemin sona ermesini sabırsızlıkla bekleyen kararsızlar ve vesayetçi rejimin muhafızları, gelişmeleri tribünlerden izlemekteler.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.