MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Bir ağaç dikecekseniz bunu hemen yapın...

Fransa sömürgelere sahip olan bir imparatorlukken, adı efsaneleşmiş bir mareşalleri vardı.
Mareşal Louis Hubert Gonzalve Lyautey (1854-1934) Madagaskar'ın işgalinden, Cezayir ve Fas'taki Fransız yönetiminin pekiştirilmesine uzanan alanlardaki başarısı ile ün yapmıştı.
Birinci Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında da Fransa'nın Savunma Bakanı'ydı.
Sert ve hatta faşizme yatkın tutumunun yanında, aklını ve bilgisini askerlik mesleğine kattığı için de efsaneleşmişti.
Örneğin Birinci Dünya Savaşı için "Bu Avrupalıların iç savaşıdır ve dünyanın tanık olduğu en büyük aptallıktır" nitelemesini yapmıştı.
Andre Maurois'ın onun için yazdığı "Marshal Lyautey" kitabı müteveffa (veya maktul) ABD Başkanı John F.Kennedy'yi de etkilemişti.
Başkan Kennedy, Mareşal Lyautey'e atfedilen anekdotları konuşmalarında sık sık kullanırmış.

Bahçıvana verilen ders

Bunlardan biri de şöyleymiş:
- Büyük Fransız Mareşali Lyautey bir gün bahçıvanını çağırıp, bir ağacı bahçeye dikmesini ister.
Bahçıvan Mareşal'in bu isteğine itiraz eder. Ağacın çok geç büyüyeceğini ve bir ağacın ergenlik çağına gelmesi için 100 yıl geçmesi gerektiğini söyler. Bahçıvanın bu sözleri üzerine Mareşal "Bu durumda ağacı hemen dikmelisin, demek ki kaybedecek vaktimiz yok" der.
Akıp geçen yılların hesabını pek yapmayan toplumlar için Fransız Mareşal'in bahçıvanına söylediği sözlerin anlamı olmayabilir.
Ama bizim kuşak da gördü ki, saate bakmaktan vazgeçip zamanı sadece takvimlerden izlerken bile 20'nci yüzyılı devirip 21'inci yüzyıla giriverdik.
Daha zaman var diyerek "Kürt Sorunu"na çözüm üretmeyi erteleyip durduk.
Farkında mısınız bilmem ama "Kıbrıs Sorunu" 36 yıldır hâlâ "Sorun" konumunda...

AB'ye herhalde gireceğiz

Daha ötesi var mı?
Avrupa Birliği henüz iki yaşındayken ve Ortak Pazar'ken biz "Gireceğiz" diye irade beyan ettik, 1963'te de Ankara Antlaşması ile üyelik talebimizi resmiyete bağladık.
Bizimle aynı tarihte, yani 2005'te AB ile üyelik müzakerelerini başlatan Hırvatistan bütün başlıklarda AB Komisyonu ile uzlaşmaya vardı. Önümüzdeki yıl tam üye oluyor.
Bizim tam üye olmamız için daha kaç 10 yıl geçmesi gerekeceğini hâlâ bilen yok.
Hatırlamaktan öteye çok yakın geçmişte canlı yayınlardan izlediğimiz olayları düşünün bir.

Kıyısı olmayan nehir

Berlin Duvarı yıkıldı, iki Almanya birleşti, Sovyetler Birliği çöküp dağıldı, Demir Perde ülkeleri Avrupa Birliği üyesi oldular.
Yani gerçek dünyada zaman "Yaprak Dökümü"ndekinden çok daha hızlı geçiyor.
Çoğunluğa hoş görünmek için "Köylü efendimizdir" demenin artık anlamı kalmadığını görmüyor muyuz?
Bilelim ki değişim bizim dışımızdaki sanal bir olgu değil.
Telgrafın tellerine artık kuşlar konmuyor. Artık insanlar twitterde cıvıldıyorlar.
Zaman gerçekten kıyısı olmayan bir nehirdir.
2010 yılının son gününde benden size tavsiye... Eğer dikmeyi düşündüğünüz bir ağaç varsa, hemen dikin.
Bu gerçeğin farkına varmak için ille de Fransız mareşali olmayı beklemeyin...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.