MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

"Kabul edilebilir yandaşlık" için gerekenler...

Kafamızda çeşitli sorunlara dönük "İstifham"ları "İzdiham"a dönüştürmek konusunda gerçekten deneyim sahibiyiz.
Eğer yaşadığınız ülkenin bugünü genel çizgileri ile dünden daha iyi ise ve ülkenin yarınına güven duyuyorsanız, ülkenizin iyi yönetildiğini düşünürsünüz.
Çok kısa süre önce imrenerek baktığınız ve "Keşke biz de böyle olsaydık" diye baktığınız Yunanistan, İtalya, İspanya gibi ülkelerin içinde bulundukları ekonomik ve siyasi krizleri değerlendirirsiniz...
Yunanistan ve İtalya'da seçilmiş iktidarların yerine Merkel ve Sarkozy tarafından atanmış hükümetlerin getirildiğini düşünürseniz, global ekonomik krize rağmen ülkenizin içinde bulunduğu istikrar ve büyüme dönemine karşı beğeniniz artar. Ekonomik kriz ertesinde Kemal Derviş'in Washington'dan nasıl geldiğini hatırlarsınız.

Arap Baharı Suriye'de
İçinde bulunduğunuz coğrafyanın sosyo- politik geleneklerinin ve koşullarının "Arap Baharı"nı sınır komşunuz Suriye'de nasıl bir faciaya dönüştürdüğünü görerek, bu coğrafyada yönetici olmanın zorluklarını yine düşünürsünüz.
Yakın geçmişinizdeki darbeleri, faili meçhul cinayetleri, suikastları, Susurlukları hatırlarsınız... "Kürt Realitesi"nin onlarca yıl nasıl yok sayılabildiğini düşünürken şimdi ne kadar farklı bir noktada bulunduğumuzu hatırlayıp, yaşanan "Değişim"in çapını intikal edersiniz...
Ama bunları seslendirirseniz işiniz zorlaşır.
Size "Yandaş" derler.

Bilinçsiz kitleler
İstikrar ve büyüme döneminden mutluluk duyan seçmen çoğunluğu da bu açıdan "Bilinçsiz" ve "Cahil" kitlelerdir.
Bunlar serbest bıraktığınızda ya davulcuya ya da zurnacıya kaçan kızlar gibidir.
"Kabul edilebilir yandaşlık" ancak CHP'nin Tek Parti dönemini kayıtsız şartsız övdüğünüz ve "Kemalizm" adı verilen doktriner ideolojiye sadakat gösterdiğiniz durumlarda mümkün olabilir.
Zihinlerdeki "İzdiham"ların sonucunda, muhalefet etmenin temelinin alternatif siyasetler üretmek ve sunmak olduğunu zaten unutmuşsunuzdur.

Her şey devletten
Siyaseti birbirinin kalesine gol atmaktan öteye algılamayan bir anlayışın çizgisinde her konu, zaten ak ve kara çizgisine oturtulmuştur.
Ve bu süreçte tüm çelişkili durumlar da dünden bugüne aktarılmıştır.
Her şeyin otoriter devletten beklendiği dönemlerin alışkanlıklarını bugüne "Her şeyi iktidardan beklemek" şeklinde taşıdığınız zaman, o iktidara da otoriter olmasının yolunu açtığınızı pek düşünmezsiniz.

Sivil faşizm geldi
Bu alışkanlık, uzlaşarak birlikte oluşturmanız gereken daha özgürlükçü ve demokratik Anayasa'yı yapmanın da, sadece iktidar partisine ait bir sorumluluk olduğu düşüncesine kadar dayanır.
Kısacası sakın "Bugünümüz dünümüzden daha iyi" demeye kalkmayın.
"Battık, batıyoruz" diye yakının ki, tutarlı görüntü sahibi olmanın gereğini de yerine getirmiş olun. Hatta buna "Sivil faşizm geldi" vurgusunu da ekleyebilirsiniz.
BİZE ULAŞIN