MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Anlamlarını bilmeden kelimeleri kullanmayalım

Anlamlarını bilmeden kullandığımız kelimeler, Samsun Müftüsü Hayrettin Öztürk'ün çocuklara isim verirken dikkatli olunması üzerindeki uyarıları ile yine gündeme geldi.
Mesela "Kezban" Arapçada yalancı, "Jülide" Farsçada dağınık demekmiş.
Sayıları topu topu 30 dolayındaki "Harf"lerden bunca dildeki bunca kelimenin üremesinin, bazılarını "Hurufi"liğe itmesi galiba doğal bir sonuçtur.
Hangi kelimenin hangi kökene dayandığını bilmek pek kolay değil.
Önceki gün kasımdaki ABD Başkanlık seçimi kampanyasında Başkan Yardımcısı Joseph R. Biden ile Cumhuriyetçi Parti'nin Başkan Yardımcısı adayı Paul D. Ryan televizyonda tartıştılar.
Ryan Başkan Obama'nın ekonomi politikalarını alabildiğine eleştirdi.
Biden da bu eleştirilere karşı bunların "Malarkey" olduğunu söyleyerek cevap verdi.

Bilinmeyen kelimeler
İlk kez duyduğum bu kelimenin anlamına ulaşmak için sözlüklere baktım. "Malarkey", palavra, içi boş söz anlamına gelen bir deyimmiş.
Bazı sözlüklerde bu kelimenin Yunancanın argosunda mastürbasyon anlamına gelen "Malakia"dan türediği iddiası da vardı.
Bizim siyaset dünyamızda bu tür fazla bilinmeyen kelimelerin kullanılmasına çok sık rastlamayız.
Geçmişte bunu en fazla rahmetli İsmet İnönü yapardı.
İnönü 1964'teki Kıbrıs Krizinde Makarios'tan "Arşövek" diye söz edince, bunun aşağılayıcı bir kavram olduğunu zannedip sözlüklere sarılmış ve bunun "Başpiskopos" anlamına geldiğini böylece anlamıştık.
O günlerde bir de "Nabeca" kelimesi girmişti gündemimize.
Siyasetteki uygunsuz gelişmeler "Nabeca davranışlar" şeklinde nitelenmişti derin devletin sözcüleri tarafından.

Yanlış kullanımlar

Günlük hayatımızda bazı kelimelerin anlamlarının dışında, yanlış kullanıldığına sık sık tanık olmaz mıyız.
Bir kez bir grup genci görüşmek için telefonla davet ettiğimde, bu gençlerin sözcüsünün "Memnuniyetle teşrif ederiz" diyerek davetimi kabul ettiğini hatırlarım. Bu delikanlı "Teşrif ederiz"i, "Şeref duyarız" anlamında kullandığını sanıyordu.
Bunun gibi "O kişiyi şahsen tanırım, ama hiç karşılaşmadım" denildiğini hiç duymadınız mı? Veya "Bizzat", "Bilakis" gibi kelimelerin yanlış kullanıldıklarını hiç işitmediniz mi?
Tabii ki herkes tüm kelimelerin kökenlerini ve bunların doğru kullanılma biçimlerini bilemez. Konuşma dilinde en az hataya ulaşmanın yolu galiba çok okumaktan geçiyor.
Eğer sahaflarda 1930'lar Türkçesi ile yazılmış kitaplar bulursanız "Koltuk" yerine "Oturak", "Yazıhane" yerine "Çalışak", "Otomobil" yerine "Kendi-gider" kelimelerinin kullanıldıklarını da görebilirsiniz.

Maslahat Bey

O zamanlarda "Maslahatgüzar" yerine "İşgüder" denilirdi.
Genç bir meslektaşımız bir yabancı ülkede kendini "Maslahatgüzar" olarak tanıtan bir diplomatımızın adının "Maslahat", soyadının da "Güzar" olduğunu zannetmişti.
O diplomata daha sonra rastladığında adama "Maslahat Bey" diye hitap edince de çok sert bir tepkiyle karşılaşmış.
Son söz olarak şunu söyleyebiliriz... Özellikle siyasetçiler kullandıkları kelimeleri doğru seçmeye dikkat etmeliler.
Hakaret ve aşağılama dolu konuşmaların sahipleri için antik Roma'nın filozofu Seneca "Kokuşmuş bir konuşma kokuşmuş bir ruhu da yansıtır" demiş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN