MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Washington'daki siyaset Ankara'daki kadar önemli

Bu global saat farkları yüzünden bazen "Keşke Galileo Galilei haksız olsaydı ve Katolik Kilisesi'nin iddia ettiği gibi dünya düz olsaydı" diye düşündüğüm olmuyor değil.
3 Kasım'daki Amerikan Başkanlık seçimine uzanan yolda yapılan ikinci Obama -Romney tartışması New York saati ile akşam 9'daydı.
Bu Türkiye saati ile sabaha karşı 4'e geliyor.
Türkiye'de genel seçimlerin tam sonucunu anlamak için defalarca sabahladık.
Ama globalleşme böyle bir şey işte.
Artık Amerikan Başkanlık seçiminde neler olacağını anlamak için de sabahlamak durumundayız.
Neticede Washington'da yer alacak gelişmeler Ankara'da yer alacak gelişmeler kadar önemli değil mi biz Türkler için?

Ya Romney seçilirse...
Aynı şekilde Moskova'dakiler de, Bejing'dekiler de bizler gibi "Ya Romney Başkan seçilirse" ihtimali yüzünden uykularını kaçırmıyorlar mı?
Önceki gece izlediğim tartışma sonunda belirli yanılma ihtimalini de göze alarak "Obama yeniden seçilecek" öngörüsünü seslendirebilirim.
Tabii ki eski Massachusets Valisi Mitt Romney'nin de bu tür tartışmalarda aktifine yazılması gereken yanlar var.
Örneğin Romney "Başkan seçilirsem hem vergileri düşüreceğim, hem de denk bütçe yapacağım" deyince Obama "Sen denk bütçeyi vergi almadan nasıl yaparsın" diye rakibini iğneliyor.

Başarılı bir vali
Romney de "Ben Massachusets eyaletinin valisiyken dört yıl denk bütçe yaptım" deyince Obama'nın söyleyecek fazla sözü kalmıyor.
Romney gerçekten de eyaletin harcamalarında kısıtlamalara gitmiş ve gelirleri de artırıp, eyaletin 1.4 milyar dolarlık bütçe açığını kapatmış.
Romney'nin bir başka dikkate değer siyasi özelliği de şu.
Massachusets Demokrat Partili seçmenlerin çoğunlukta olduğu bir eyalet... Ama bu seçmenler 2003'te Cumhuriyetçi Romney'yi vali olarak seçmişler.
Bu gibi hatırlanması gereken noktalar dışında tartışmada Obama duruma daha hakimdi.
İktidarda bulunmanın getirdiği yıpranmayı, iktidara sahip olmanın sağladığı bilgileri sergileyerek telafi etti...
Dinleyicilerden birinin Romney'ye sorduğu "Sizin eski Cumhuriyetçi Başkan Bush'dan ne farkınız var ki" sorusu da tartışmadaki ilgi çekici noktalardan birini oluşturdu.

Her şey aynı
Romney beş maddede kendisinin Bush'dan farklı olduğunu anlatmaya çalıştı. Ama Obama bu farkların içlerinin boş olduğunu söyleyerek golünü attı.
Ha Amerika ha Türkiye... Gündemde seçime kilitlenmiş sıcak siyasi rekabet olunca, üsluplar da bakış açıları da fazla fark etmiyor.
Muhalefet "Her şey kötü ve başarısız" diyor. İktidar da "Biz sizlerden bir enkaz devraldık ama durumu toparladık" diye cevap veriyor.
Burada Obama daha etkili.
Çünkü Başkan olduğunda 1930'dan beri yaşanılan en şiddetli ekonomik krizi ve başta Irak'ın işgalinden kaynaklanan trilyon dolarlık askeri harcamaları devraldı.

Beklentiler
Batmak üzere olan endüstri şirketlerini kurtardı. Batan finans kurumlarından kaynaklanan güvensizliği giderdi ve borsaya yeni bir güven duygusu aşıladı. Irak'tan da çekildi.
Bunları dolar basabilen matbaa makinelerine sahip olarak yapabildiği için şimdi Amerika eskisinden daha fazla borçlu.
Ama şu anda ortada kriz havası yok sadece daha iyiye gidişe dönük beklentiler var. Bu beklentiler de sanırım Obama'ya bir kez daha seçim zaferi getirecektir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN