MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Önümüzdeki gergin döneme ilişkin bazı gözlemler

Bundan sonraki genel seçimler 2015'in Haziran ayında...
Daha önce 2014'ün Mart'ında yerel seçimler ve arkasından Cumhurbaşkanı seçimi var.
Demek ki 2015 Haziranına kadar TBMM'deki çoğunluğu ile AK Parti iktidarda. Erdoğan da Başbakanlığı ertesinde Cumhurbaşkanı olmayı hedefliyor...
Yani siyasetin yoğun bir rekabet içinde yaşanacağı bir dönem var önümüzde.
Siyaseti meslek edinenler olarak da, "Katılımcı Demokrasi"yi benimsemiş sivil toplumun fertleri olarak da, önümüzdeki dönemi değerlendirerek veya ziyan ederek geçirebiliriz.
"Kayıp yıllar" yabancı olduğumuz bir kavram değil.
Demokrasiyi de, özgürlükçü toplum modelini de, her zaman çağdaş ve evrensel içerikleri ile anlayıp yaşadığımız da tartışılabilir.

Kötü alışkanlıklar
"Terör"ü siyaset etme ve düşünceleri açıklama yöntemi olarak görenlerimiz yok mu sanki?
Ya da toplumun inançlarını ve değerlerini kırıcı ve tahrik edici biçimde aşağılamayı "İlkelilik" olarak görenlere rastlamıyor muyuz?
İktidarın seçimlerle değil askeri darbelerle değiştirilmesi de, pek yabancı olduğumuz durumlar değil açıkçası.
Bizim oy verdiğimiz parti kazanmadığı zaman "Bu seçimler meşru değildir" dediğimiz de olmadı mı?
Sevmediğimiz, karşı olduğumuz siyasi liderlerin "Gizli gündem"leri olduğunu her dönemde iddia etmedik mi?
Bundan sonraki ilk genel seçimlere kadar uzanan dönemde, siyasi genlerimizdeki bu birikimleri rafa kaldırmadığımız takdirde, işimiz kolay olmayacaktır.

Her topa çıkıyor

Her gün Başbakan Erdoğan'ı nasıl kızdırabiliriz ve sinirlendirebiliriz arayışı ile günlük yaşamlarına başlayan siyasetçiler, yazarlar, çizerler amaçlarına ulaşacaklardır.
Çünkü Başbakan eski futbolculuğundan olacak, her topa çıkma alışkanlığına sahiptir.
Kendisine oy verenlere hitap ederken, arkalarındaki okuyucularının sayısı belli olmayan köşe yazarlarına cevap vermektedir.
Haklı veya haksız, doğru veya yanlış bir eleştiriye karşı hemen öfkeli tepkiler koyulmaktadır.
Tabii ki başbakanlar da insandır ve onlar da sinirlenir.
Ama başbakanlar aynı zamanda "Devlet"tir ve devlet çok sık sinirlenemez.
Sonuçta bu tablo gergin ve kamplaşmalara konu olacak bir gelecek dönemi işaret ediyor.

Ne desek boş
Çünkü darbe heveslileri, "28 Şubat 1000 yıl sürecek" diyenler, saygısızlığı ve özensizliği "İlkelilik" olarak görenler, terörü siyasetin bir aracı biçiminde kabul edenler ve Erdoğan'ı sinirlendirmeyi gazetecilik sananlar da, devrededir.
Aslında ne desek boştur.
Hoş hoşluğunu kuş da kuşluğunu yapmadan edemez ki...
New York'ta hiç kaza yapmadan 50 yıl taksi şoförlüğü yapan bir adam "Bunu nasıl başardın" diye soranlara, "Benim dışımda trafikte bulunan bütün şoförlerin, kör, sağır ve deli olduklarını varsaydım" demişti.
"Kayıp yıllar" listesini genişletmek istemiyorsak galiba olaya biraz da böyle bakabilmek gerekiyor...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN