MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Gerçek yaşamı da televizyon dizisi gibi mi izliyoruz?

Televizyon dizilerini izleye izleye, yurda da dünyaya da bir dizinin senaryosundaki gibi bakmaya başlamadık mı?
En fazla izlenen dizi "Muhteşem Yüzyıl"ı hatırlayın.
Kanuni Sultan Süleyman'ın padişahlığı döneminde Osmanlı Avrupa'nın da, Ortadoğu'nun da siyasi coğrafyasını değiştirdi.
Şu anda Avrupa Birliği üyesi olan Orta Avrupa ve Balkan devletleri, o dönemde Osmanlı'nın vilayetleri oldular. Arap Yarımadası da, Kuzey Afrika da Osmanlı topraklarıydılar.
Biz Muhteşem Yüzyıl'ı izlerken bunları pek dikkate almıyoruz.
Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa'nın evlilik dışı çocuğunun veya Kanuni'nin gözdesi Firuze'nin serüveninin yanında, Mohaç Savaşı'nın sonuçları sadece birer ayrıntı. Sadrazam İbrahim Paşa'yı o çağ dünya siyasetine yön veren gerçekten vizyon sahibi bir devlet adamı olarak görmek, dizideki olaylara takıldığınız zaman pek mümkün değil.

Bu bir senaryodur

Ama bu da çok doğal.
Rahmetli Meral Okay da, şimdiki yazarlar da, o senaryoda kendi Kanuni'lerini, kendi Hürrem'lerini, kendi İbrahim Paşalarını yaratmak durumundalar. Aksi halde bu bir televizyon dizisi değil, bir tarih belgeseli olurdu.
Okuldaki tarih dersinde "Osmanlı'nın Yükseliş Dönemi"ni çalışırken hiç Kanuni ile Hürrem'i yatakta düşündünüz mü?
Veya Kanuni Sultan Süleyman'ı Osmanlı'nın en büyük Padişahı olarak mı, yoksa kendi evladını boğduran bir despot olarak mı gördünüz müfredat programının ürünü olan "Tarih Dersi"nde?

Gerçek yaşam...

Yaşanan günlere de böyle baktığınızda, gerçekten önemli olanlarla ayrıntılar arasındaki farkları kaçırmanız mümkündür.
Düşünün bir kez son 20-25 yılda dünyada ve Türkiye'de yaşananları...
Sovyetler Birliği çöküp parçalandı. Komünist Çin dünya kapitalizminin en büyük yıldızı şimdi... Dünya Savaşı'nda Hitler'in uçaklarının ve roketlerinin ulaşamadığı ABD'yi, El Kaide'nin teröristleri yolcu uçakları ile vurdu. Irak ve Afganistan işgal edildi. Çavuşesku da, Saddam da, Kaddafi de, Mübarek de yok. Gorbaçov bile tarih oldu. Mandela bile emekli şimdi...
İnanabiliyor musunuz?
Türkiye'de artık darbe yapmak da, darbeye teşebbüs etmek de adliyelik fiiller. Şimdi Kürtçenin yasak olup olmamasını değil anadilde eğitime konu olup olmamasını tartışıyoruz.

10 yıldır iktidarda

Amerika'da siyah derili Obama'nın Başkan seçilmesine şaşırmıştık.
Obama ikinci dört yıllık dönemine başladı.
28 Şubat'ın hapse attığı Tayyip Erdoğan ise, 10 yıldır Türkiye'nin Başbakanı...
Turgut Özal dış ticaret hamlesini başlatırken, bir iktisat profesörü "İhraç edecek ürünümüz yok, ihracat ülkesi olursak içeride aç kalırız" diye yazmıştı.
Konvertibiliteye geçerken de, Türkiye'nin en önemli girişimcisi "Halk bankalara saldırıp, dövizleri yağma edecek" diye uyarmıştı Özal'ı...
Hatırlıyor musunuz birkaç yıl öncesindeki "IMF ile anlaşma imzalamazsak batarız" içerikli TÜSİAD babalarının açıklamalarını?
Siz hâlâ Çamlıca'da nasıl bir cami yapılacağını tartışıp durun... Veya her sabah "Acaba Tayyip Erdoğan'ı nasıl sinirlendirebilirim" içerikli köşe yazısı ve manşet arayışlarını sürdürün...
Haritalar değişiyor ama ne Hürrem, ne de diziyi izleyenler bunun farkındalar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN