MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Bunlar fiyaskolardan da ders almaz ki

Gelişmişliğin bir göstergesi de, hem kişilerin, hem toplum kesimlerinin geçmişte yapılan hatalardan ders alıp, bu hatayı tekrarlamaması değil midir?
Bunun somut bir yansımasını, gelişmiş ülkelerde türeyip bu ülkeleri altüst eden ideolojilerin, tarihin ve gerçeklerin ışığında müzelik olmalarında görebiliriz. Buna karşı bu ideolojilerin gelişmiş ülkelerde hâlâ siyasi ağırlıkları var.
Komünist Çin pazar ekonomisine geçti, ama bazı ülkelerde Mao'cu gerillalar ülkelerini hâlâ teröre boğmaktalar. Hitler'in ülkesi Almanya'da ırkçılık ve Nazizm yasak, ama hâlâ ırkçılığın siyasette geçerli olduğu ülkeler yok mu?
Bu geçmiş hatalardan ders almak konusuna son bir örneği, bizim çok yakın geçmişte yaşadığımız "Çarpıtılmış algı yönetimi" denemesinden verebiliriz.

Tam bir fiyasko

Bu süreçte gerek yazılı gerek görsel, gerekse sosyal medya kullanılarak, çarpıtılmış algılarla toplumun siyasi eğilimine yön verilmesi denendi. Sonuç ise tam bir fiyasko oldu...
Bu sürecin baş aktörlerinin üye olduğu ve "Cemaat" denilen örgütün ipliği pazara çıktı... Beddualarla, Peygamber'li rüyaların iki katına çıkarttığı tweet'lerle, ananaslarla, tespihlerle gülünç ve acınacak duruma düştüler.
Bir eliyle cemaate, diğer eliyle MHP'li adaylara uzanan ve çarpık algı yöneticilerinin kasetlerini grubunda oynatarak yerel seçimlere giren CHP lideri Kılıçdaroğlu da, partisini yenilgiye sürükledi. Yılların CHP'si bazı bölgelerde adeta bulunmayan bir yerel partiye döndü.

Yanlışa devam...

Yerel seçimler Başbakan Erdoğan'ın ve AK Parti'nin zaferi ile sonuçlandı. Çarpık algı yönetimini vatana ihanet düzeyine taşıyanlar da şimdi adliyelik konumda.
Şimdi siyasetin profesyonellerinin de, amatörlerinin de bu fiyaskodan ders alıp artık çarpıtılmış algı yönetimi denemesini bırakmaları gerekmiyor mu? Ama söylemlere baktığınızda, durumun böyle olmadığını, şimdi de Cumhurbaşkanı seçimine dönük benzer bir akılsızca girişimin başlatıldığını görebilirsiniz.
İşte bu noktada "Gelişmemişlik" meselesinin siyasete bazı yansımalarını yine hatırlamamız gerekiyor.

Değişmez yenikler

Gelişmiş ülkelerde demokrasi değişimin de aracıdır. Seçim kaybeden partinin lideri yenilginin sorumluluğunu da üstlenip yerini bir başka politikacıya bırakır. Gelişmekte olan ülkelerde ise, parti seçimi kaybeder ama lider hiç kaybetmez. Sadece liderin çevresi değişir. Bu nedenle ülke gündemi de bir nevi dondurulur. Lider 40 yıl önceki üslubu ile günün sorunlarına da yaklaşır.
Bu sırada dünya da, yurt gerçekleri de değişir. Hatta haritalar değişir... Ama gelişmekte olan ülkenin siyasal gündemindeki tartışma konuları yenik ve ezik siyasetçiler için değişmez. Zaten bunların yandaşları da söylenen sözlerin doğruluğuna aldırmazlar. Sadece o sözün kimin tarafından söylendiğine bakılır.

Cumhurbaşkanı seçimi

Gelişmekte olan ülkelerde siyasi partiler muhalefette ne söyledilerse, iktidara gelince tam tersini yaparlar. Çünkü zaten, dünya konjonktürü ile ters düşmeleri pek mümkün değildir. Bu nedenle taç giyen başların akıllı olması gibi, iktidara gelen muhalefetler de gerçekçi olurlar.
Örneğin önümüzdeki cumhurbaşkanı seçiminde CHP'nin amacı bir cumhurbaşkanının seçilmesi değil, AK Parti'nin adayının seçilmesini önlemek olacaktır. Çünkü bir cumhurbaşkanı seçtirecek halk desteği aramak yerine, CHP'yi bir reaksiyon partisine dönüştürmeyi siyaset etmek sanmaktadırlar. Bu tutarsızlığın ve ezikliğin sonucu, seçilmesini engellemeye çalıştıkları Cumhurbaşkanı Gül'ün, şimdi kendi yanlarında Erdoğan'a karşı çıkacağını zannetmeleri değil midir?

BİZE ULAŞIN