Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BAŞYAZI MEHMET BARLAS

Bütün renkler aynı hızla kirlenirken beyaz birinci olur

Bir dönemde Abdülhamid'e karşı ayaklanan kesimlere "Jön Türkler" denildiği gibi, şimdi de AK Parti iktidarına karşı her çeşit eylemi ve direnişi koyan kesime de "Beyaz Türkler" denilmiyor mu?
Aslında bu Beyaz Türkler de zaman içinde yapı ve yer değiştirdiler. Örneğin şimdi laikçi, kentli, eğitimli olmak Beyaz Türklüğün temel öğeleri olarak görülüyor. 1950'de seçimi kaybeden CHP'nin kadroları da o dönemin Beyaz Türkleri değil miydiler? Onlara göre "Hasolar ve Memolar" devleti ele geçirmişlerdi.

Beyaz endişeler

AK Parti iktidar olduğunda endişelenen kesimlerle, 1950'de Demokrat Parti iktidarını endişelenerek karşılayan kesimler aynı sınıfın üyeleri değildiler ki? Tek Parti döneminin ürünü olan ve devletle iç içe yaşamaya alışmış eski Beyaz Türkler, Demokrat Parti ile gelen siyasi ve bürokratik kadroları da, yeni zenginleri de, endişe içinde izlemişlerdi.

Halk geldi

Şimdiki Beyaz Türklerin sermaye kalesi TÜSİAD patronlarının dedelerini, o dönemin Beyaz Türkleri "Hacıağa" damgası ile damgalamazlar mıydı? Köyden kente başlayan akıma karşı Beyaz Türkler "Kadıköy vapurunda kimse kimseyi tanımaz oldu" veya "Halk geldi vatandaş denize rahat giremiyor" diye tepki göstermezler miydi?

Atatürk'ün hatırası

Demokrat Parti'nin Atatürk'ün hatırasına gösterdiği özen de fazla işe yaramadı. Örneğin Anıtkabir inşaatı Atatürk'ün ölümünden 15 yıl sonra Demokrat Parti tarafından tamamlandı. Kâğıt paraların üzerine Atatürk'ün resmi Demokrat Parti tarafından yeniden yerleştirildi. "Atatürk'ü Koruma Kanunu" o dönemde çıkartıldı. Ama "Seni sevmek milli ibadettir" diye Atatürk'e ağıt yakan Celal Bayar'ın Demokrat Partisi'nin Atatürkçülüğünü, o dönemin Beyaz Türkleri hiç kabullenmediler.

Demirel de beyaz değildi

Bu hep böyle oldu. Süleyman Demirel de 1960 sonrasının Beyaz Türkleri için ya "Kanunsuz Süleyman" ya da "Morrison Süleyman" değil miydi? Ama o dönemde keskinleşen sağ- sol kamplaşması yüzünden Beyaz Türkler ikiye bölündü ve bir bölümü sola kayan CHP'ye ve Ecevit'e karşı Adalet Partisi'ni benimsediler. 1970'lerde de Bülent Ecevit Kerensky'ye benzetilip "Sosyal demokrasiden sonra komünizm gelir" denilmez miydi?
Beyaz Türklerin sayıları artarken kafa karışıklıkları da değişime paralel biçimde arttı. 1980 sonrasında Turgut Özal'ın bilinçle uyguladığı "Organize Sanayi Bölgeleri"nden "Anadolu Kaplanları" çıkmaya, Anadolu'nun esnafı tüccar, zanaatkârı sanayici olmaya başladı.

Beyazlaşan kesimler

1950'lerin hacıağaları 1980'lerde Beyaz Türk olmuşlardı ve Anadolu'dan gelen ikinci ve üçüncü dalga girişimcileri "Yeni zenginler" olarak görmekteydiler. Bunlar Özal'dan kurtulmak için Demirel'i "Umut baba" diye de pompaladılar. Daha sonra bu Beyaz Türkler, "Gümrük Birliği" yüzünden de Çiller'i terk edip "28 Şubatçı Beyaz Türkler"e dönüşmediler mi?

Hepimiz yeşil miyiz?

Kısacası kentleşme, modernleşme, kapitalistleşme, demokratikleşme ve benzeri her çeşit olgu, tüm renklerdeki Türklerin sayılarını, konumlarını, tutumlarını etkiliyor. Mesela şu anda Beyaz Türklerin esin kaynaklarından biri Fethullah Gülen değil mi?
Aslında Temel fıkrasındaki gibi "Siyah-beyaz yok. Hepimiz yeşiliz... Ama bazılarımız koyu, bazılarımız açık yeşiliz" desek daha doğru olur. Veya Özdemir Asaf'ın şiirindeki gibi "Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler"...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA