Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BAŞYAZI MEHMET BARLAS

Sonuçta Türkiye “Güvenli Bölge”den neyi amaçladıysa o hedefe ulaşıyor

Mahalle kavgalarında çok duyulan bir söylem vardır. Üzerine yoğun biçimde gidilen kişi karşısındakilere "Erkekseniz birer birer gelin" der ya... Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan da, hem Türkiye'yi hem de kendisini hedef alan ve sürü halinde gelenlere böyle diyebilirdi. Ancak bu defa kalabalık gelenler, bizim istediklerimizi seslendirdiler.
Sonuçta Pence ve yanındakiler ve daha doğrusu "Trump'ın adamları", Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Barış Pınarı Harekatı'nın durması için ön şart olarak sunduğu "Güvenli Bölgenin PYD/PKK'dan Boşaltılması"nı kabul ettiler. Böylece 120 saat sonra hedefe ulaşılmış olacak.

Sıra yaptırımlarda
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo yetmiyormuş gibi, Ankara'ya gelen heyette Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien ve Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey de yer almaktaydı. Varılan sonuçtan anlaşıldığı kadarıyla bunlar gelmeden önce derslerini iyice çalışmışlardı.
Şimdi artık o "Yaptırımlar" saçmalıklarının da buharlaşmasını beklemeliyiz.

Rusya ön planda
Bu arada Suriye topraklarındaki gelişmeler konusunda giderek artan ölçüde Moskova'ya kulak vermek gerektiği anlaşılıyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, BBC'de yayımlanan bir programda "Eğer Rusya YPG unsurlarını Suriye ordusu eşliğinde bölgeden çıkartırsa, buna karşı çıkmayız" dedi. Haftalık basın toplantısında konuşan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise, "Son günlerde, özellikle de TSK'nın Suriye-Türkiye sınırındaki bölgede Barış Pınarı Harekatı'na başlamasının ardından Fırat'ın doğusunda Şam'ın kontrolü altında olmayan bölgelerde gerilim ciddi şekilde tırmandı" dedi.

Çözüm ve suriye hükümeti
Rus Dışişleri Sözcüsü, Rusya'nın bölgede çözüme ilişkin tutumunu şöyle açıkladı:
"Suriye'nin bu bölgesinde, Suriye'de ve genel itibarıyla bölgede kalıcı istikrar ve güvenliğin sağlanmasının yalnızca ve öncelikle Suriye'nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün tesis edilmesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu en nihayetinde, Türkiye sınırındakiler de dahil tüm ulusal toprakların meşru Suriye hükümetinin kontrolüne verilmesi anlamına geliyor." Zaharova, bu bağlamda Şam yönetimi ile Kürtler arasında mutabakat sağlanmasını ancak memnuniyetle karşılayabileceklerini ve Suriye'nin kuzeyindeki gerilimin siyasi süreci durdurmaması gerektiğini ifade etti.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA