OKUR TEMSİLCİSİ - YAVUZ BAYDAR

Dünyanın dört yanında ortak kaygı, temiz basın

Siyasiler "kirli medya"dan şikâyetçi, okurlar kaliteli habercilk peşinde. Gazeteler kendilerine çeki düzen vermede duyarlı mı? Dünya ombudsmanları ABD'de üç gün bu konuyu tartıştı

New York Times gazetesinin ombudsmanı Clark Hoyt, okurlarla diyalogda yaşanan komiklikleri anlatırken, formundaydı.
Obama konusundaki haberleri eleştiren bir okur, Hoyt'tan aldığı cevaptan tatmin olmayınca, "Hepiniz aynısınız, hiçbiriniz beş para etmezsiniz" diye yazmış.
Hoyt, "açıklar mısınız?" diye ısrar edince cevap daha da sertleşmiş: "Şöyle şöyle yazdın, sen bu gazeteden gelip geçen beş ombudsman içinde en berbat olanısın!"
Hoyt, "Ama bu gazetede şu ana kadar sadece üç ombudsman görev yaptı" diye yazınca, okurun cevabı şu olmuş: "Aman, sen de bu kadar hassas olma canım!"
Dünya ombudsmanları her sene bir araya gelince ciddi analizlerinin arasına komik anekdotları yerleştirmeyi severler. Okurlar ve gazete; izleyiciler ve TV arasında sağlanan iletişim, ombudsmanı hep "arada" bırakır. Öfkeden nasibini almayan yok gibidir. Geçenlerde aldığım, "sen ne biçim okur temsilcisisin?" diye başlayan azar mektubu da bu kategoriye girer.
Neyse ki herkes işinin farkında, zorluklarının bilincinde. Dünyanın beş kıtasına serpiştirilmiş olan ombudsmanlar (okur veya izleyici temsilcileri, okur editörleri, kamu editörleri, okur avukatları) Dünya Ombudsmanlar Örgütü (ONO) çatısı altında her yıl bir kentte buluşuyor ve gazetecilikte kalite ve medyada şeffaflık üzerine tartışıyor.
Bu yıl, krizin özellikle yazılı basını iyice sarstığı ABD'de, Washington'da bir araya gelindi. Hafta içinde üç gün boyunca mesleğin geleceği, internette özdenetim, yükselen demokrasilerde ombudsmanlık başta olmak üzere pek çok konu masaya yatırıldı.
ABD'de durum vahim. Son bir yıl içinde reklam gelirleri yüzde 20-30 arasında geriledi, 15 binin üzerinde gazeteci işsiz kaldı, bazı gazeteler tamamen kapandı veya internet sitelerine dönüştü.
Böyle bir konjonktürden payı ombudsmanlar da aldı. ONO bünyesinde geçen yıla kadar 40'a yakın Amerikalı ombudsman vardı; 14'ü işini kaybetti. Ama diğer ülkelerde kriz o kadar derin değil. Brezilya, Hindistan ve Uzakdoğu'da farklı ombudsmanlık projeleri üzerinde çalışılıyor.
ABD'de kriz öyle keskin ki, ONO konferansını üç ev sahibinin (Washington Post, PBS ve NPR) paylaşımıyla üç ayrı lokalde tamamlayabildik.
Şunu da eklemekte yarar var: Her ne kadar ABD eyalet medyası kan kaybında ise de, New York Times, Washington Post ve NPR gibi haber kuruluşları geleneksel ombudsman denetimine açık yapılarını ısrarla korumakta.
Bu da işin ağırlığına verilen önemi gösteriyor.
Kırk kadar ombudsmanın katıldığı konferansın ikinci günü "medyada kalite"yi -ayaküstü de olsa - tartışmak için bir "basın büyüğüyle" buluşmak hoş bir sürpriz oldu. Washington Post'un efsanevi genel yayın müdürü Ben Bradlee, 90'lık yaşına rağmen, konferans kutlamalarına çıkageldi. Bradlee, sadece Watergate haberleriyle değil, ABD'de bağımsız ombudsmanlığı gazetesinde kuran kişi olarak da tanınıyor. Ona "hangi düşünceyle 1970'de o kararı almıştınız?" diye sorduk. "Basit" dedi, "bir kere, gazetecilik kamu adına bir araştırma, sorgulama, ifşaat, eleştirel bakış işi. Biz o zamanlarda bence o işi çok iyi yapıyorduk. Hiç kuşkum yoktu. Kalitemize olan güvenim de tam olduğu için, yazı işlerindeki tereddütleri dağıtarak, gazeteyi okurların eleştirisine açtım. Gücümüz daha da arttı."
Bradlee, özdenetim ihtiyacının bugün -kalite ve bağımsızlığın daha da önemli olduğu bu sıralarda- her yerde daha da acil olduğunu düşünüyor.
Bu ihtiyaç ekonomik krizin zayıflattığı geleneksel Batı basınında olduğu kadar, demokratikleşmenin sancılarını çeken, özgür basının yeni filizlenmekte olduğu Kafkasya ve Orta Asya gibi bölgelerde çok belirgin. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü'nün (AGİT) Basın Özgürlüğü Temsilcisi Miklos Harazsti, ONO Konferansı'na "post-Sovyet ülkeleri"ndeki (Gürcistan, Kazakistan, basın ile ilgili iç karartıcı bir tablo sundu. Haraszti'ye göre o ülkelerde problem katmerli: Gazetecilerin iş yapma tarzı, etikle ilişkileri, bazı medya veya basın konseylerinin hükümetler tarafından "gösteriş" amaçlı kuruluş ve kullanımı ile otokratik yönetimlerin özgür basının başını görüldüğü her yerde ezme tutkuları el ele gidiyor. Oysa, diyor Haraszti, "öz denetim medya camiasını eski alışkanlıklarından kurtaracak bir modeldir."
Bu ihtiyaçları göz önüne alarak, önümüzdeki yıl medya icraatı bakımından sıkıntılı bölgelerde ONO etkinlikleri artacak. Lübnan, Sri Lanka, Kenya, Tanzanya gibi ülkelerde medya kuruluşları, ombudsmanlığı anlayıp uygulamak için ONO'ya davetler gönderdi. Etkinlikler AGİT ve Kuzey Afrika bölgelerindeki gazetecilere, ayrıca akademi alanına da yayılacak. Amaç, bu gazetede olduğu ve örnek gösterildiği gibi, etik kurallara saygılı, doğru ve dengeli, adil, "temiz" bir gazeteciliğe yol göstermek.
Birçok ülkede gazeteciler "siyasi partizanlar" olarak, ekonomik çıkarların "neferleri" olarak çalışıyor; ayrıca rüşvet almak, "nabza göre haber çarpıtmak" çok yaygın.
Her şeye rağmen, ekonomik krizle, siyasi baskılarla sıkışan bir sektörde kutsal mesleki idealler elbette ki savunulacak, ama mücadele zor geçecek.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN