Toplumu sert tartışmalara ve bölünmelere sürükleyen dava ve genelde hukuk gazeteciliği ile ilgili şüpheleri gidermek için son söz ombudsmanlarda. Bu arada Detroit Free Press örneği de önemli

Washington'da düzenlenen Dünya Ombudsmanlar Örgütü (ONO) konferansına katılanlar arasında yıllarını araştırmacı gazeteci olarak geçirmiş meslektaşlar da vardı.
Onlarla basınımızı meşgul eden "Ergenekon gazeteciliği", gizli kayıtların yayınlanması, sızdırmalar, özel hayatın gizliliğine saygının sınırları, kısacası "işin doğrusu ne olmalı?" yı konuşmak için uygun bir fırsat oldu.
Konuyu ABD'nin önde gelen üç haber kuruluşunun ombudsmanlarıyla tartıştım. Çok karmaşık bir hukuk süreciyle karşı karşıya olduğumuzu aktarırken, davanın farklı, çelişkili boyutlarını da anlattım.
Görüş vermeyi her üçü de kabul etti, ancak çizdiğim tablonun tümüne hâkim olmadıklarını belirterek, isimlerinin kullanılmamasını istediler. Bu, anlaşılabilir bir gerekçe.
Konuştuğum dördüncü kişi ise, ABD'nin en önde gelen medya eleştirmenlerinden Tom Rosenstiel'di. Rosenstiel, evvelce Jack Anderson ile beraber yürüttüğü araştırmacı gazetecilikle, Los Angeles Times ve Newsweek'e yazdığı siyasi köşe yazılarıyla da tanınıyor. Şu anda Gazetecilikte Kusursuzluk Projesi (PEJ) direktörü olan Rosenstiel'in, Bill Kovach'la beraber yazdığı "Gazeteciliğin Esasları" (ODTÜ Yayınları) başlıklı kitabı, mesleki eğitimde bir numaralı başvuru yapıtı kabul edilmekte.
Ombudsmanlar ve Rosenstiel ile konuşmalardan ortaya çıkan, Ergenekon vb süreçlerde haberciler için yol gösterici olabilecek önemli noktalar şöyle:
- Ortada parlamenter sistemi tehdit eden çok ciddi bir oluşum iddiasıyla açılmış bir dava ve soruşturma var. Herhangi bir ülkede sık rastlanan türden bir "hikâye" (story) değil bu.
Böyle bir davayla ilgili her habercinin yapması gereken şey, haber öznesinin (zanlı, sanık, tutuklu vb) kimliği ve konumuna bakmadan, halka en doğru bilgileri vermektir. Gazetecinin sadakatla bağlı olduğu tek merci halktır; okurlardır, izleyicilerdir. Bu sadakatın önüne başka hiçbir sadakat geçemez: Davada zanlı gazetecinin yakın dostu ve meslektaşı olsa bile.
- Türkiye'de basını zıtlaştıran ("Ergenekoncu"-" Ergenekon karşıtı") temel olgu nedir? Bu soru çok önemlidir. Acaba, haber sayfalarındaki yanlılık/karşıtlık'tan mı, yorum köşelerindeki belli tavırlardan yola çıkarak mı bunu söylüyoruz? Eğer bunu sadece yorum köşelerine bakarak yaparsanız, hatalı olur. Çünkü, bizde de (ABD'de) her önemli konuda her gazete yorum (editoryal) bölümlerinde şu veya bu tavrı alır. Bu, basının hakkıdır. Haberlere bakarak not vereceksiniz.
- Habercilik üzerinde yapılan tartışmanın özünün ise sızdırma bilgilerin doğruluğu, titizlik düzeyi, "gerçeğe sadakat"in dozu, özel hayatın gizliliği, yasal sınırlamalar gibi mesleki ilke ve kaygılarla bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Sızdırma haber, dünyanın dört yanında hayatın gerçeğidir. İnkâr edilemez. Püf noktası ise, sızdırma bilgilerin özgün, hakiki ve doğrulanabilir olup olmadığı ile ilgilidir.
- Günlükler konusunda da aynı şey geçerlidir. Kilit nokta, bu tür günlük gibi haber malzemesinin sahte mi, hakiki mi olduğudur. Eğer günlüklerin hakiki olduğuna kanaatiniz varsa (yetkili makamlar bunu teyit ederse çok daha iyidir), ve içerik eğer halkın gerçekleri daha net anlamasına yardımcı oluyorsa, sızdıranın kişisel veya kurumsal çıkarlarının ne olduğuna bakmadan yayınlarsınız, yayınlamalısınız.
Sızdırmanın kaynağını ve hangi nedenle bunu yaptığını ne kadar açık anlatırsanız (kolay olmaz) o kadar iyi.
- Telefon ve ortam dinlemeleri karmaşık gibi görünebilir ama değildir, ve bunda da aynı kriter geçerlidir. Bu dinlemeleri gazeteci veya kurumu mu yapmıştır? Yanıt eğer hayır ise, yani bu açıdan bir suç işleme yoksa, gazetecinin yapacağı şey, dinleme çözümlerinin özgünlüğüne kanaat getirmek, mümkünse sesli, kayıtları da dinlemeyi talep etmek ve, yine mümkünse işaret edilen kişilerle veya avukatlarıyla bu bilgileri yüzleştirmektir.
- Konuyla ilgi (relevance), habere esas teşkil eden dinleme dökümlerinin ayıklanarak verilmesini gerekli kılabilir. Bu durumlarda özel hayatın gizliliğine saygı gereği, "ilgisiz" ayrıntılar haber yapılmamalıdır.
- Bazı hallerde yasal kısıtlama ile "kamu yararı" veya "kamusal ilgi" çatışabilir. Soruşturma ile ilgili haber yapmak yasak olsa bile, basının haber verme hak ve özgürlüğü kullanılmalıdır. Demokrasiyi yıkmaya yönelik bir komplo davası söz konusu ise, yasalar sizi felç etmemelidir. Yalnız, burada "kamu yararı" (public good) ile "kamusal ilgi"yi (public interest) birbirinden ayırmak gerekir. İkincisi yanıltıcı olabilir, haber değeri ile ilgili esas kriter ilkidir.
- Haberci ve yayıncı, "kamu yararı" saikiyle gerekirse yasaları çiğneyebilir. Ama mahkeme önüne çıkmaktan da kaçınmaması gerekir. Çünkü bu tür basın özgürlüğü davaları, gazetecinin mesleki rolü ve onuru açısından çok önemli fırsatlardır.
- ABD'de kritik davalarda savcılar medya ile doğrudan iletişim kurup bilgi aktarmayı ve spekülasyonu azaltmayı; kamu önünde tartışmayı da tercih etmektedirler. Gazeteci Judith Miller'e karşı açılan davada veya Oklahoma bombalamasında olduğu gibi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN