TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
Basın özgürlüğünün sınırlı, gazetecilerin devlet baskısı altında olduğu ülkelerde özdenetim olabilir mi? Nasıl bir özdenetim kurulmalı ki, basına karşı yasal, ekonomik ve fiziksel baskılar azalsın? Meslek sorumluluğu, yasakları geriye itelesin?
Viyana'da, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) da bulunduğu Hofburg Sarayı'nda, Cuma günü kalabalık bir grup meslektaşla bu konuyu tartıştık. Çoğu içler acısı öyküler dinledik. Resmi görüşler, gazeteci analizleri ile çarpıştı.
AGİT'in Basın Özgürlüğü Temsilcisi Miklos Haraszti, son iki yıldır eski Sovyet cumhuriyetlerinde, Doğu Avrupa'da ve Güney Akdeniz havzasında, gelişmekte olan demokrasilerde, basın özgürlüğünün önünü açıcı temel mekanizma olarak gönüllü özdenetim mekanizmalarını -basın konseyleri, medya gözetim birimleri, ombudsmanlar, okur temsilcileri- kurmaya çalışıyor. Bu çalışmanın meyvesi, RTÜK'ün geçenlerde dilimize de çevirttiği "Medya Özdenetim Rehberi" oldu. Kitap başarı öyküsü, dilden dile çevriliyor.
Ama uygulama zor. Cezayir, Tunus, Mısır, İsrail, Ürdün, Kazakistan, Fas gibi ülkelerden gelen 30 kadar gazeteci ve basın gözlemcisi konferans boyunca ne gibi engellerle mücadele ettiklerini anlattılar.
Bir yanda, özellikle Araplar, ülkelerindeki basının etik ihlallerinden, etik kuralların yokluğundan yakınıyor, ama öte yandan, kendilerini özeleştiriye ve özdenetime açtıkça, bunun yıllardır üzerlerinde baskı uygulayan otokrat yönetimler tarafından suiistimal edileceğinden, "üzerlerine daha da gelineceğinden" korkuyor.
Örneği de yaşandı. Mısır'ın İngilizce gazetesi (Herald Tribune'un şubesi) Daily News'un mükemmel İngilizce konuşan, başörtülü genel yayın yönetmeni Rania Al Malky açıkça sansür girişimlerinden, baskıdan söz edince, oradaki resmi Mısr temsilcisi ülkede ne kadar geniş özgürlükler olduğu konusunda bizi uzun uzun "ikna etmekte" gecikmedi.
Rania'nın, Tunus ve Ürdün gazetecilerini dinleyince, Türkiye'de basının görece ne kadar rahat olduğunu, aslında kendisini daha da şeffaf ve hesap verebilir kılmak için ortamın ne kadar uygun olduğunu görmemek imkânsızdı.
Viyana'dan hem umutla hem de karamsarlıkla ayrıldım.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN