Türkiye'de medyadaki değişim sancıları uluslararası basın kuruluşlarına da yansıyor. Ne var ki esas işi kamu çıkarını korumak olan bir kısım medya kendi çıkarlarını koruma uğruna çarpıtıyor ve yanıltıyor

Bu yıl Haydarabad'da yapılan Dünya Gazeteler Birliği (WAN-IFRA) ve Dünya Editörler Forumu (WEF) Kongresi, sert tartışma ve itirazlar ardından, Türkiye'den temsilci gönderen dört medya grubundan üçünün üyeliklerini dondurmasıyla sonuçlandı. SABAH, Zaman ve Star temsilcileri toplantıları bitmeden terk edip Türkiye'ye döndüler.
Yaşananlar, Türkiye'de medya özgürlükleri ile ilgili algılamanın çarpıtılması ve yanlış yönlendirilmesinden kaynaklanan bir skandala işaret ediyordu.
Doğan Yayın Holding'e (DYH) bağlı bazı gazete ve yazarlar beklendiği üzere konuyu çarpıtarak vermeyi tercih ettiler.
Tehlike altında olduğu söylenen "basın özgürlüğü" bir kez daha kötüye kullanıldı.
WAN'daki gelişmelerin içyüzünü okurlarla paylaşmak boynumuzun borcu.
Ortada bir yanlış yönlendirme olduğu, WEF'in "Dünyada Basın Özgürlüğü Yuvarlak Masası" esnasında anlaşıldı. Finansal güç ve ifade özgürlüğü bağlantısı üzerine odaklanan oturumda Türkiye'den bir meslektaşın "acaba medyada aşırı güç temerküzü basın özgürlüğünü nasıl olumsuz etkiler?" sorusuna verilen yanıttan bu konuda yetersiz bilgi sahibi olunduğu ortaya çıktı.
Aynı akşam, WEF yönetim kurulu üyelerinden ikisi benimle "isimleri yayınlanmamak kaydıyla" konuşmak istedi. WAN ve WEF'in kongre açılışı sırasında Türkiye'deki sorunlarla ilgili olarak tarafsız bir gazeteci yerine DYH'den bir patronaj temsilcisinin (Hanzade Doğan Boyner) davet edilip konuşturulmasını "garipsemişlerdi".
Saygın dünya gazetelerinide çalışan bu kişilerden biri, "benim bildiğim sizin ülkenizde bundan çok daha önemli sorunlar ve basın özgürlüğüne ilişkin çok daha ciddi kısıtlamalar var" dedi. Diğeri de, DYH için öngörülen cezayı "çok orantısız" görmekle birlikte, vergi gibi alanlardaki ihtilafların geçmiş küresel deneyimler ışığında çok karmaşık olabileceğini, üstelik sonuçlanmamış süreçlerle ilgili tavır alınırken çok temkinli olunması gerektiğini söyledi.
Anlatılanları endişe içinde dinledim.
Aynı gece çok geç saatlere kadar örgütün en üst düzey yöneticilerine DYH vergi kaçakçılığı suçlamalarının kendilerine anlatılmayan farklı boyutlarını, karmaşık yönlerini, medya sektörümüzdeki adil olmayan rekabet ortamının nasıl kötüye kullanıldığını, siyaset-medya-bürokrasi ilişkisinin Türkiye'yi 1990'ların sonunda çöküntünün eşiğine getirdiğini bütün açıklığıyla anlattım. Görüşlerinin nüans ve netlik kazanması için sadece DYH temsilcileri yerine (Hürriyet'ten Ertuğrul Özkök WEF Yönetim Kurulu'nun ülkemizden tek temsilcisi) kongreye gelen, diğer medya gruplarından gazetecilerin de dinlenmesi gerektiğini söyledim.
Ayrıca, WEF'in artık Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) gibi miadı dolmuş örgütlerin yerini almakta olduğunu, bu yüzden de WEF'in güvenilir, adil, çoğulcu ve eşitlikçi bir platform olması gerektiğini, karmaşık konularda bir gruba karşı "kayırmacı" davranırsa, Türkiye'de konuya farklı bakan gazetecileri küstürüp soğutacağını da ekledim. İşin rengi açılış günü yapılan görsel sunumda iyice beli oldu.
Kapsamlı "Dünya Basın Özgürlüğü" raporunda her ülke hakkında somut baskı ve şiddet eylemlerine, sert yasal sınırlamalara yer verilirken, Türkiye konusu sadece "etkili Doğan Grubu'na karşı devam eden kampanya" ya odaklanmıştı.
Adı verilmeyen "uzmanlara" göre vergi kaçakçılığı suçlamaları "asılsız"dı.
Ayrıntılı ekte ise Ergenekon kapsamında tutuklanan "düzinelerce" gazetecinin akıbetinden duyulan endişe dile getiriliyordu. (Dikkate değer tek doğru bilgi, gazeteciler hakkında açılan dava sayısının 3.800'ü geçtiğine ilişkin olandı.)
Bunun üzerine, vergi kaçakçılığı davası ile ilgili görüşlerin çarpık ve taraflı olduğunu, denge için kendi görüşlerine deyer verilmesi gerektiğini düşünen SABAH, Star ve Zaman temsilcileri, itirazlarını sözlü olarak yönetime ilettiler.
Başlıca talepleri, yapılan yazılı açıklamada DYH ile ilgili bölümün yeniden yazılması, bu yapılmayacaksa diğer medya temsilcilerinin itirazlarının bir ek halinde üyelere ve kamuya açıklanması idi.
Bunlara da kayıtsız kalınacağı anlaşılınca, üç grup WAN üyeliklerini askıya alma kararını yazılı olarak ertesi gün duyurdu ve kongreyi terk etti.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.