Geride kalan yıl gazeteciler açısından olağanüstü verimliydi. Haberler yığıldı, muhabirler nefes nefese gelişmeleri kovaladı. Olanlar, değişim sancılarını yansıtıyordu. Her şeyin sorgulandığı süreçte medya da ayrıştı, kimlik krizi büyüdü, tabular çatladı veya yıkıldı. İyi gazetecilik üzerindeki umutlar daha da arttı

Sürprizler, çalkantı ve sarsıntılar, gelgitler... Umutlar, endişeler... Tükenmek bilmeyen, her gün yanına yenileri eklenen sorular... Bir bulanan, bir açılan toplum resimleri, devlet fotoğrafları...
2009 yılı hem gazeteci hem de okurlar nezdinde heyecan içinde geçti denebilir.
Olumlu yönden baktığımızda, dünyada pek az, belki de hiçbir ülkenin meslek açısından Türkiye kadar zengin ve şevklendirici haber malzemesi sunmadığını teslim etmek gerekir. Her gün olağanüstü pek çok gelişme yan yana sıralandı, gündeme adeta sığamadı, yıl boyunca.
Gazetecilik zorlandı, yorgunluklara direndi, uykusuz kaldı.
İnternet başta olmak üzere, kısıtlayıcı yasa maddelerine rağmen, benzerine ancak 1908-11 arasındaki dönemde rastlanan bir "kanaat özgürlüğü" dönemi, 2009'da medyamıza damgasını vurdu.
Tabuların zorlanması, yıkılması; haberciliğin "fiilen yasak" görünen alanlara el atması, hemen her şeyi sorgular hale gelmesi olumlu. (Ancak, son günlerde, Şamil Tayyar örneğini ve yasa değişikliği hazırlıklarını dikkate alarak, basın özgürlükleri üzerine bazı kara bulutların üşüşmeye başladığını da not edelim.)
"Eski"den "yeni"ye doğru bir sosyal dinamik eşliğinde, riskler ve belirsizlikler ile ilerleyen Türkiye'de siyaset sahasında yaşananlar, pek çok toplum kesimi ve sektör gibi medyayı da kuşattı, geride bıraktığımız yılda.
"Yandaş medya" ve "muhalif medya" gibi meslek lügatinde karşılığı olmayan kavramlarla ortalık bulandırılırken, "demokrasi yandaşı" medya ile "otoriter rejim/militarizm/patron yandaşı" medya arasındaki çizgiler daha da netleşti. Demokrasinin kök salması veya kökünün (yeniden) kazınması arasındaki sert mücadele bu iki medyanın mücadelesinde en somut haliyle görünmekte.
"Eski medya"dan "yeni medya" ya doğru yol alınmakta.
Bu yolda SABAH, demokrasinin yanında yer aldığı, onun "muhafızı" olduğu sürece okurlarının gözünde o geleneksel çizgisini, imajını koruyacaktır.
Bunun da yolu bellidir: Haberde en temel gazetecilik ilkelerine sahip çıkmak; onlardan taviz vermemek. Yorumda, demokrasinin bekası ve daha gelişmesini en temel "önkabul" alarak, kanaat ve tartışma özgürlüğünün geniş bir yelpazede yayılmasını sağlamak. Hak ve özgürlüklerin savunucusu; sessiz ve mağdurların sesi olmayı sürdürmek.
Kısaca, çoğulcu, hoşgörülü, şeffaf ve hesap verebilen bir örnek gazete olarak, "demokrasi promosyonu" yapmak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN