Gazeteciliğin adı konmamış belkemiğidir "hümanizm". İnsana ait her şey bizim radar ekranından geçer.
Önemli olan, bizim bunlara hangi gözle baktığımızdır.
İnsanı insana düşüren cürüm ve eylemleri sadece kanun düzenlemez.
Bunun bir de ahlaki ve vicdani boyutu vardır.
Nefrete alet olmamak. Aşağılayan, yaralayan, suçu öven, insanı insana hedef gösteren ifadelerden, dil seçiminden, mantık tuzağından, kine yönlendirmeden uzak durmak.
Geçen hafta sonu Hrant Dink Vakfı'nın iki günlük Nefret Suçu-Nefret Söylemi konferansında yaptığımız sunumlar ve yorumlar, konunun ülkemizde ne kadar güncel olduğunu, acil önlem gerektirdiğini anlamaya yetti.
Bu konuda sadece yasalara değil, etiğe de saygılı olacağız. Uymayanı, uyuncaya kadar izlemek zorundayız.
Bir süre önce, tam da bu kaygılarla, TRT'de yalanlar üzerinden halklar arasında kin ve nefret yaratmaya çalışan bir programı eleştirince kıyamet kopmuştu.
Ne yazık ki bu ilkenin medya sektöründe, ifade özgürlüğünü yalan söylemek, nefret saçmak, hakaret etmek, etnik ve cinsel ayrımcılığı kışkırtmak, şiddeti ve suçu övmek, hedef göstermek zanneden kalabalık ve yüksek sesli bir cahiller kitlesi var. Can yakıyor, nefret kusuyor, yalan saçıyor, kin tohumu ekiyor, şiddeti haklı gösteriyorlar.
Geçen hafta kendisini "merkez medya" gibi gören bir gazete bunun en bariz ve çirkin örneğini sergiledi.
Medya olarak temizlenmek zorundayız.
Aramızda, insanlıktan nasibini almamış olanlara karşı uygarlığın, hümanizmin, meslek ahlakının ortak sesi olarak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN