Küçük haberler de okurlar açısından önem taşıyor. Gazeteye ne kadar çok haber girerse, hayatın renkleri de sayfalarda çoğalır. İyi haberciliği belirleyen kriterler elbette ki hepsi için aynı ölçüde geçerli

Uzun bir bayram ve izin molası ardından yine beraberiz. Gazetenin gönüllü düzeltmenleri, okurların dikkat çektiği irili ufaklı hatalar, amaçtan sapmalar, tartışma ve soru üreten içerik unsurları vb ile yine yüzleşme zamanı.
Bu kez irilerden ziyade, içeriğin önemli bir unsuru olan küçük haberler üzerinde durmamız gerekiyor. Çünkü küçük olan önemsiz demek değil; onlarda da gündelik yaşamın çarpıcı detayları saklı.
Ancak habercilik çarpıcı, sarsıcı, irkiltici olanı abartmak, daha da büyüterek okuru asli içerikten uzaklaştırmak da olmamalı.
İlk konumuz, yine intiharları anlatan haberlerle ilgili.
İntihar haberleri, toplumda ona eğilimli, bunalımlı insanlar üzerinde özendirici, "bulaşıcı" etki yapmakta. Araştırmalardan hiçbir ülkenin bunun istisnası olmadığını anlamak mümkün.
Bu nedenle intihar (girişimi) haberlerini son derece tasarruflu, temkinli, sınırlı bir dille aktarmak gerekiyor.
Tıpkı ölüm veya şehit haberleri gibi, öncelikle ailelerin matemine saygı adına.
Ayrıca, eylemin "kopyalanması" riskine karşı, intihar yönteminin haberde asla yer almaması arzu edilmekte ve pek çok saygın gazete tarafından bu temel ilke uygulanmakta.
13 Kasım tarihli gazetede yer alan bir haberde Aksaray'da gözaltına alınan bir kişinin bunalıma girerek intihar ettiği anlatılırken, bunu nasıl yaptığı sadece haberde değil, aynı zamanda başlıkta da yer alıyor.
21 Kasım tarihli gazetede Giresun'da bir gebe kadının intiharı da haber olmuş.Her ne kadar başlığa yöntem yansımamış ise de evde gerçekleşen intiharın nasıl olduğunun ayrıntıları haberde var.
Editörün sorması gereken soruyu tekrarlayalım:
Bu ayrıntıları habere katmakla, ona ne kazandırıyoruz?
Bu, gerekli bir unsur mu?
"Sansasyonel gücünden kaybeder" diyorsak, yanlış noktadayız demektir.
"Sansasyon" deyince, cinayet haberlerinde de biraz soluklanmalıyız.
8, 9 ve 11 Kasım tarihli gazetelerde, Bursa'da bulunan kesik kadın bacakları ile ilgili haberler yer almış.
8 ve 9 Kasım tarihli haberler, eski tabirle "mükerrer" çıkmış. İlki Anadolu Ajansı çıkışlı, diğeri Sabah muhabirinin imzasını taşıyan haberlerin ikisinde de bacakların hangi kadına ait olduğunun belirlendiği bilgisi yer almaktaydı.
Daha net bilgileri 11 Kasım tarihli haberde bulmak mümkün oldu.
Bu bir cinayet öyküsüydü. Sevgilisi, kadını vahşice öldürmüştü.
Başlıkta Öldürüp Uyudu Sonra da Parçalara Ayırdı denmekteydi.
Haberde başka irkiltici ayrıntılar da vardı.
Başlığa ve habere bu bilgileri alırken sıkı bir denetim gerekir miydi?
Tereddütsüz evet.
"Hayatın gerçeği" diye geçiştirilebilecek detaylar, gazeteyi sadece sansasyon amacıyla alan okurların merakını giderir. Bulvar gazetelerinin okurları farklı bir profil çizerler. Büyük ve ciddi kitle gazetelerinin işlevi, gerçeği sansasyonel ögelerini öne çıkartmadan aktarmaktır.
Bunun üzerinde düşününce, 12 Kasım tarihli gazetede yer alan, 12 Yaşındaki Kiralık Katil Kurbanlarını Böyle Asıyor başlıklı ve fotoğraflı haberin de, ne olduğundan ziyade ilgiyi farklı açılardan kendisine çekmek için kurgulandığı hissi öne çıkıyor. Okur, sanki cinayet yöntemi, olgunun en önemli malzemesi imiş duygusundan kaçamıyor. Olgu ne? Meksika'da çığrından iyice çıkan uyuşturucu çeteleri savaşı ve onun ürettiği inanılmaz vahşet.
Kurgu değil, bir acı gerçek.
Bu bağlamda, 20 Kasım tarihli gazetede yer alan, Sivas Altınyayla ilçesindeki cinayetin yönteminin başlığa iri puntolarla yansımasının tartışılırlığı da ortaya çıkıyor.
Geçiyoruz, küçük yaştaki haber öznelerinin kişiliklerinin korunmasına…
Taş atan çocuklar…
Taş atan çocuklara uygun mahkeme bulunamadığına ilişkin haber 12 Kasım tarihli gazetenin Gündem sayfasında geniş yer bulmuş.
Haberde temsili olduğu anlaşılan büyük bir de fotoğraf var.
Burada yüzleri saklanmamış iki çocuğun toz duman arasından zafer işareti yaparken çekilmiş görüntüleri dikkat çekiyor. Bunları gizlemeden vermekle doğru bir çizgi benimsenmediğini kayda geçirelim.
Ve okunduğunda bazı soru işaretleri bırakan, eksik unsurlu iki habere dikkat çekelim.
24 Kasım tarihli gazetedeki haber, başlığıyla, Avrupa'nın En Ünlü 12 Tenoru Geliyor diyor. Peki kim bunlar, ve hangi kritere göre "en ünlü" sayılıyorlar? Her iki sorunun da cevabı yok. Sadece bunların West End ve Broadway müzikalleri içinde tanınan kişiler olduğu belirtilmiş.
Bir başka haber, günde 120 ve üstü SMS mesajı çeken gençlerin uyuşturucu, seks ve alkole daha yatkın olduklarını bildirmekte. Bunu kim söylüyor? Haber, "ABD'deki araştırma" demiş. Nasıl bir araştırma? Tıp mı, akademi mi, medya mı? Hangi alanda olduğunu, kaynağını öğrenemiyoruz.
Bir de muğlak başlıklar var.
9 Kasım tarihli bir haber Kamyon Krom Havuzuna Düştü: 2 Ölü başlıklı.
Krom havuzu? Kromdan havuz mu? Hayır.
Anlıyoruz ki, kamyon bir madenin yıkama havuzuna düşmüş.
Ve son olarak, 23 Kasım tarihli gazeteden bir başlık:
"Şambrelden Eldivenle Üçüncü Oldu".
Bazı okurlar "şambrel nedir?" diye sordu, doğal olarak.
Haberde, bir engellinin, bir yarışmaya inşaat eldivenine otomobil lastiği dikerek katıldığı yazılı. TDK Sözlüğü, "şambrel"i, "otomobil iç lastiği" diye tarif etmiş.
Tabii her okurun bunu bilme imkânı yok.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.