ÜNAL ERSÖZLÜ (EGE)

Hayat Notları: 'Deneme' tadı

Montaigne'nin Denemeler'ini belki çoğunuz okumuşsunuzdur...
Günümüzden 400 küsur yıl önce yaşayan bu büyük insan için "filozof" tanımını kullansanız, tam olarak uymaz... Çünkü sonuçta Montaigne, bir filozof sayılmıyor.
Kendisinden sonraki insanları, yıllarca sadece yazdığı bir kitapla, bu kadar çok etkileyebilen ama tarif edilmesi ve tanımlanması da bir o kadar zor olan biridir Montaigne...

***

Montaigne, sanki yeryüzüne Denemeler'i yazmak üzere gönderilmiş gibidir; 38 yaşında inzivaya çekilir. Yıl 1571'dir. Çiftliğinde kütüphanesine Latince şu kitabeyi yazar:
"1571 yılı: Michel de Montaigne, 38 yaşında. Doğum yıldönümünden bir gün önce; meclisteki kulluğundan ve memuriyetinden bıkmış; fakat sapasağlam olarak kitapları arasına dönüyor ve geri kalan günlerini orada, sessizlik içinde geçirmeye karar veriyor."

***
Montaigne'in tam 10 yılda yazdığı Denemeler'i; her okunuşta ayrı bir tad bırakır insanda...
Türkçe'ye Montaigne'ı kazandıran Sabahattin Eyuboğlu, 1950 yılındaki önsözünde, "Montaigne Avrupa'ya serbest düşünmesini öğretmiş bir adamdır, demek belki fazla büyük söylemektir ama böyle söz, olsa olsa Montaigne için söylenebilir" diye yazmış. Gerçekten de böyle biriymiş Montaigne.
***

Kendisini adeta, serbest düşüncenin deney tahtası haline getiren bu yazar, o yıllardan "hür bir şekilde düşünmenin" ışığını günümüze kadar taşımıştır. İnsanlık tarihinde "kendini tanı" felsefesini tüm ömrüne uygulayan; Bordeaux Belediye Başkanlığı gibi başarıyla yaptığı tüm işlerin yanı sıra 'kendisini tanımayı' temel hedefi haline getiren Montaigne, bunu denemelerine de yansıtmıştır... Sürekli kendisini tanımanın, yeniden tanımlamanın peşindedir Montaigne...
Hatta bu nedenle "her insanda, bütün insan halleri vardır" der kendisi de... Ve durmadan izler kendisini. Yine Sabahattin Eyuboğlu, 1950'de yazdığı aynı önsöze, Anadolu'nun unutulmaz mistik şairi Şeyh Galib'in, asırlar önce, "Hoşça bak zatına, kim zübde-i alemsin sen" diye tüm insanlığa seslenen dizeleriyle, çok uyuştuğunu söyler Montaigne'nın yaşam anlayışının.
***

Sonuçta "zübde-i âlem" nasıl tanımlanabilir?
Zübde kelimesi; çekirdek, öz anlamına geliyor.
Alem de dünya, kainat, evren anlamlarında kullanılmış. "Zübde-i alem" tamlaması ise, kainatın özü anlamında... İnsan kainatın özü; kainatta ne varsa, aynı oranda insanda da var, denilmek isteniyor. Yani bir diğer ifade ile "insan kainatla denk" kabul ediliyor.
***

Bu kavramla ilgili beyit ise, Şeyh Galib'in. Tam olarak şöyle:
"Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen"
(Beytin kısa anlamı:
Kendine iyi bak ki alemin özü sensin.
Sen varlığın gözbebeği olan ademsin.)

***
Montaigne de, hayata Şeyh Galib gibi bakmış galiba. Çünkü inatla, insanın tüm hallerini aramış kendisinde... Ve yine kendisinden yola çıkıp, kendisini anlattığı; kendisinin aynasında da, insanı anlattığı bir kitap yazmayı, tamamen hayatının manası haline getirmiş... Bu nedenle, her insanın yaşamının bazı dönemlerinde, Montaigne'nın bu güzelim denemeler bahçesinde; sevgiyle, özenle dolaşmasında yarar var... İyi pazarlar efendim...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN