Güya bugün ByLock'çuları yazacaktım.
FETÖ ile hiç ilgisi olmayan çok sayıda insan telefonlarına indirilen ByLock yüzünden tutuklu çünkü.
Mesela Osmaniye Cezaevi'nde yatan bir gümrük muhafaza memuru var.
Adı bende saklı…
Hainler koğuşunda çile çekiyor.
Koğuşun efesi olan FETÖ'cülerin hem bana hem de SABAH'a küfrettiğini söyledi.
FETÖ'cülerin hiçbirine inanılmaz.
Ama bu onlardan değil.
Orada bile Fetullah Gülen'e bağlılıklarını belirtiyor haşhaşiler.
Gümrükçü kurtuluşunu telefonundan çıkan ByLock yazışmalarının çözümüne bağladı.
Onu ve polis karakoluna gidip imza veren 80 yaşındaki nineyi yazacaktım.
Olmadı.
Çünkü Alp Arslan geldi...
Bugün kendime izin verdim.

***

Alp Arslan'ın kim olduğunu anlatacağım.
Merak etmeyin.
Onu az beklemedik.
Ama babasını daha çok beklemiştik...
Neyse ki o babasından erken geldi.
9 yıl beklemiştik Serhat'ımızı...
Dile kolay...
Gelmesi için gitmediğimiz yer, çalmadığımız kapı kalmamıştı.
Kaç doktor, kaç hocaya gittik hatırlamıyorum.
Ne sıkıntılar yaşadık anlatamam…
Gelmemekte ısrarlıydı sanki.
Ya da bizim gibi acelesi yoktu...
Bir sonbahar günü haber aldık ondan.
Tam da umudu kesmişken.
Ne çok sevindik anlatamam.
Hele annesi...
Bir de Fistuğum...

***

Anacığı ile Fistuğum'un heyecanı görülmeye değerdi.
Yürüyüşleri değişmiş, gözleri parlamıştı.
Ben ise şaşkın haldeydim.
Anacığım bir ara 'acaba ne olacak' diye soracak oldu.
O yıllar ultrason yok ki ne olacağını bilelim...
Tatlı anacığım rüyalar üzerinden değerlendirmelerde bulundu...
Ardından da 'Her şeyin başı sağlık' diyerek mevzuya noktayı koydu...
Dile kolay tam dokuz yılın üzerine gelecekti ilk göz ağrımız...
Bir bahar sabahı çıkageldi.
Masmavi gözleri, kıvır kıvır saçları, gülücük saçan güzel yüzüyle herkesin sevgilisi oldu...
Durmadan ağlıyordu ama.
Nazar mı değmişti yoksa?
Elimiz ayağımız birbirine dolanmıştı.
Her gün ayrı bir doktora götürdük onu...
Epey bir zaman susmak bilmedi kıymetlimiz.

***

Anacığım ilk torunu olan Serhat'a, ardından küçüğü Ziya'ya adamıştı kendini.
Onlarla yer, onlarla yatardı.
Bahçeye bile birlikte giderlerdi.
Anam ve babamdan bize vakit kalmazdı hiç.
Rahmetli babamsa küçük beyimizi çanta gibi hep yanında taşıdı.
Nereye gittiyse onunla beraber gitti.
Daha küçücük bir çocukken katılmadığı sanat etkinliği kalmamıştı.
Bilgeliği o günlerden kalmadır yani.
O çocuk büyüdü.
Okuyup adam oldu...
Serhat, kendisi gibi hekim olan 'Melek' gibi biriyle evlendi.
Gaziantep'teki kliniklerinde insanların sağlık sorunlarına birlikte çare oldular...
Bir bahar günü Alp Arslan'ın geleceğinin müjdesini verdiler.
Asker gibi şafak saydık.
Dün gece seyahatin son günüydü.
Soluğu Gaziantep'te aldık.
Hem de cümbür cemaat...
Dünürüm Çukurova Teknokent Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kadir Aydın, eşi, oğlu Alkım ve baldızıyla.
Hastanede sabahladık.
Sabaha karşı 'destur' diyerek kapımızı çaldı Alp Arslan...
Fistuğum ve babam bu günleri görseydi ne çok sevinirlerdi kim bilir?
Şimdi ona ninniler söyleyeceğiz.
Büyüsün de, yeni Türkiye'nin gücünü dünyaya göstersin diye...

BİZE ULAŞIN